Atatürk 100

Altında tüm senaryolar sil baştan! Uzman isim canlı yayında anlattı

Tarih: 16.07.2026 - 10:55

Altın fiyatları, haftanın dördüncü işlem gününe aşağı yönlü bir grafik çizerek başladı. Güne satıcılı başlayan piyasalardaki bu hareketlilik, hem kısa vadeli yatırımcıları hem de birikimini altın olarak değerlendirenleri yakından ilgilendiriyor. Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdulkadir Develi, altın piyasasında yaşanan bu geri çekilmenin arkasındaki temel dinamikleri ve önümüzdeki süreçte piyasada yaşanabilecek olası senaryoları CNN TÜRK yayınında ele aldı.

Küresel ekonomik faaliyetler, veriler ve dinamikler Hürmüz Boğazı'ndaki gerilimle birlikte yeniden kilitlendi. Aslında ABD'den gelen ve tüketici enflasyonunda ciddi bir gerilemeye işaret eden veriler, piyasalarda Fed'in daha güvercin bir söylem benimseyeceği beklentisini yaratmıştı. Ancak petrol fiyatlarındaki hızlı artış, bu iyimser formülü ve tüm hesapları yeniden altüst etti.

ABD ENFLASYONUNDA GERİLEME

ABD’de aylık tüketici enflasyonu Haziran ayında %0,4 oranında düşüş kaydetti. Bu gerileme, 2020 yılından bu yana aylık enflasyonda görülen ilk düşüş olması bakımından büyük önem taşıyor. Normal şartlarda enflasyonun düşmesi, faiz artırımı ihtimalini zayıflatıp faiz indirim beklentilerini güçlendirerek altına derin bir nefes aldıracaktı.

Peki, ABD'de tüketici enflasyonu neden aylık bazda %0,4 düşerek yıllık bazda %3,5’e geriledi? Bu durumun temel sebebi, Haziran ayındaki enerji maliyetleridir. Haziran ayında petrol fiyatlarının 70 dolara kadar gerilemesi, ABD'deki enflasyon düşüşünün ana motoru oldu.

PETROL ENFLASYON BEKLENTİLERİNİ TETİKLEDİ

Gelinen noktada piyasaları asıl tedirgin eden gelişme, ateşkesin fiilen ortadan kalkması ve savaşın yeniden başlamasıyla petrol fiyatlarının yönünü tekrar yukarı çevirmesidir. Petrol fiyatları kısa sürede 70 dolardan 85 dolara kadar tırmandı.

Savaşın ne kadar süreceğinin bilinmediği bu ortamda, 85 doların üzerindeki petrol fiyatları ABD'de enflasyonu yeniden körükleyecektir. Bu durum, enflasyonun düşüş eğiliminden çıkarak tekrar yükseliş trendine girmesine yol açacaktır. Doğal olarak bu gelişme de Fed'in faiz artırım ihtimalini güçlendirecektir.

ALTIN YÖN AŞAĞI

Faiz artırımı beklentisinin güçlenmesi, reel getirisi olmayan altın üzerindeki baskıyı artırıyor. Nitekim Bank of America, yıl içerisindeki altın tahminini 4360 dolara kadar çekti. Finans kuruluşlarının neredeyse tamamı altına dair projeksiyonlarını aşağı yönlü yenileyerek beklentilerini 5000 doların altında eşitledi.

Altın fiyatları baskılansa da madencilik tarafında ciddi bir ivmelenme göze çarpıyor. Özellikle Çin, Rusya ve Avustralya altın üretiminde başı çekiyor. Diğer taraftan Dünya Altın Konseyi'nin açıklamalarına göre hane halklarının yanı sıra Merkez Bankalarının da 2026 yılında altın alımlarına devam edeceği öngörülüyor. Türkiye'de de vatandaşların altın mevduatlarında artış eğilimi sürüyor.

Tüm bu güçlü talebe rağmen altındaki baskının sürmesi, konuya makro bir gözle bakılması gerektiğini gösteriyor. Günümüz koşullarında altındaki gidişatı doğru okumak için takip edilmesi gereken en önemli iki parametre; ABD'den gelen makroekonomik veriler ve Hürmüz Boğazı'ndaki gelişmelerdir. Ateşkes sürecinde Hürmüz Boğazı'nı çok konuşmamış, petrol 70 dolara gerilediği için tamamen ABD verilerine odaklanmıştık. Ancak şu anda her iki parametreyi de aynı anda takip etmek gerekiyor.

FED BEKLENTİLERİ ALTINDAKİ DÜŞÜŞTE NE KADAR ETKİLİ?

Fed'in 2026 yılındaki faiz politikası bu süreçte belirleyici rol oynuyor. Enflasyonist baskıların sürdüğü bu dönemde, Fed yönetiminden Kevin Warsh, piyasaya net bir mesaj vererek kararlarını tamamen enflasyon odaklı ve rasyonel bir duruşla alacağını vurguladı. Donald Trump'ın geçmişte Fed başkanını faiz indirmediği gerekçesiyle sert şekilde eleştirmesine rağmen, bugün gelinen noktada Kevin Warsh da Powell'ın oluşturduğu rasyonel duruşu ve Merkez Bankası'nın bağımsızlığını koruyan çizgiyi sürdürüyor.

Savaşın sürdüğü bir ortamda ABD enflasyonunun kalıcı olarak düşmesi zor görünüyor. Haziran ayındaki düşüş petrol fiyatlarındaki gevşemeye bağlıydı, ancak yükselen petrol fiyatları bu kazanımları geri alacaktır. Enflasyon riski masada kaldığı sürece, Fed’in faiz artırım ihtimali %60’ın üzerinde seyretmeye devam edecektir. Faiz artırım ihtimali masada oldukça, faiz getirisi olmayan altına talep azalacak ve yatırımcılar yüksek getirili mevduatlara yönelecektir.

TİCARET SAVAŞLARI BASKIYI ARTIRIYOR

Bu durum sadece Fed ile de sınırlı değil; örneğin Güney Kore de borçlanma maliyetlerini artırmak adına faiz artışına gitti. Küresel ölçekte hem majör hem de daha küçük merkez bankaları enflasyonist baskılarla mücadele ediyor.

Üstelik bu baskılara, ticaret tarifelerinin getirdiği belirsizlikler de eklenmiş durumda. Haziran ayındaki ateşkes sürecinde Hürmüz Boğazı'ndaki savaşın durulmasıyla ticaret savaşlarının enflasyonist etkileri öne çıkmıştı. Bugün ise hem Hürmüz Boğazı'ndaki gerilim hem de ABD'nin Brezilya'ya uyguladığı %25 oranındaki gümrük vergisi gibi ticaret savaşları adımları, küresel ekonomideki belirsizlik dalgasını büyütmeye devam ediyor.

Burada yer alan bilgiler yatırım tavsiyesi içermez. Bilgi için: Sorumluluk Beyanı