Atatürk 100

Avrupa Konseyi'nden İmamoğlu çıkışı: Bu davalar adil yargılanma hakkını yok ediyor

Tarih: 11.07.2026 - 10:20

Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri Michael O'Flaherty, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ve 400'den fazla sanığın yargılandığı davalara ilişkin endişelerini dile getirdi. O'Flaherty, savunma hakkının kısıtlandığını, İmamoğlu'nun mahkemeye çıkarılmadığını belirterek Türkiye'yi AİHS'e uymaya davet etti

Haber Resmi

Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri Michael O'Flaherty, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve yüzlerce belediye çalışanının yargılandığı davalara ilişkin yazılı bir açıklama yayınladı.

O'Flaherty yaptığı resmi açıklamada, Türkiye'deki yargı mekanizmasının bağımsızlığına ve adil yargılanma hakkına gölge düştüğünü belirtti.

O'Flaherty'nin yazısının tam hali şöyle:

"İstanbul’un seçilmiş belediye başkanı Ekrem İmamoğlu ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik davadaki diğer sanıklar hakkında yürütülen ceza yargılamalarındaki gelişmelerden derin endişe duymaktayım. Bu yargı süreci; iddia ve savunmanın eşit şartlarda yarışması demek olan 'silahların eşitliği' ilkesi başta olmak üzere, adil yargılanma hakkı ve yargı bağımsızlığı açısından son derece ciddi sorunlar doğurmaktadır."

Dava; aralarında Sayın İmamoğlu’nun da bulunduğu 53’ü halen tutuklu yargılanan 400’den fazla sanığı kapsamaktadır. Yaklaşık 4 bin sayfayı bulan iddianamede Sayın İmamoğlu, 142 ayrı suç eylemi gerçekleştirmekle ve sözde bir suç örgütünün kurucusu ile lideri olmakla suçlanmaktadır; iddia makamı kendisi için 828 yıldan 2 bin 352 yıla kadar hapis cezaları talep etmektedir.

Buna ek olarak Sayın İmamoğlu, Türk Ceza Kanunu’nun 328. maddesi uyarınca siyasi casusluk suçlamalarını içeren bir dava ve üniversite diplomasının iptaline ilişkin süreç de dahil olmak üzere çok sayıda başka cezai ve idari soruşturmayla karşı karşıyadır.

Gelen raporlar, bu yargılama süreçlerinde ciddi kısıtlamalar uygulandığına işaret etmektedir. Soruşturma dosyası da dahil olmak üzere temel belgelere ve delillere erişim sınırlandırılmış, bu da savunmanın tutukluluğa etkili bir şekilde itiraz etme ve davaya hazırlanma yeteneğini engellemiştir.

Sanıklar ve gözlemciler zaman zaman mahkeme salonundan menedilmiş ve bazı tanık ifadelerinin baskı altında alındığı iddiasıyla sonradan geri çekildiği görülmüştür. Ayrıca, Sayın İmamoğlu hakkında mahkemedeki beyanları nedeniyle kamu görevlilerine hakaret ve tehdit suçlamasıyla ayrı soruşturmalar açılmıştır.

I expressed concern regarding the right to a fair trial and judicial independence in the proceedings against Ekrem İmamoğlu, elected mayor of Istanbul, and other defendants. The authorities of Türkiye should ensure that all proceedings comply with the #ECHR. Read my statement ⬇️… pic.twitter.com/2cRRCncRoU

6 Temmuz’da, üç ayrı davanın (İstanbul Büyükşehir Belediyesi davası, siyasi casusluk davası ve diplomaya ilişkin ceza davası) duruşmaları eş zamanlı olarak planlanmış, bu durum Sayın İmamoğlu ve avukatlarını paralel yürüyen birden fazla davayı aynı anda takip etmek zorunda bırakmıştır.

Davanın olağanüstü boyutuna ve birkaç sanığın savunmalarını tam olarak sunamamış olmasına, hatta Sayın İmamoğlu’nun savunmasını sunmasının tamamen engellenmiş olmasına rağmen, duruşmaların ilk turu 8 Temmuz’da sonlandırılmıştır.

Raporlar ayrıca, İmamoğlu'nun duruşmaların önemli bölümlerinde mahkeme salonunda hazır bulunmasının birkaç kez engellendiğini, bunun da aleyhindeki delilleri ve diğer sanıkların ifadelerini takip etme yeteneğini sınırladığını ortaya koymaktadır.

Gözaltı ve tutukluluk sürecinde, aşağılayıcı muamele ve tehdit iddiaları da dahil olmak üzere kötü muamele yapıldığına dair öne sürülen iddialardan da derin endişe duymaktayım. Bu tür iddialar, Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 3. maddesi kapsamındaki yükümlülüklerine uygun olarak derhal, etkili, bağımsız ve tarafsız bir şekilde soruşturulmalıdır.

Türk yetkililer, Sayın İmamoğlu ve diğer sanıklar aleyhindeki tüm yargılamaların Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 3, 5 ve 6. maddelerine tamamen uymasını sağlamalı; kötü muameleye karşı korumayı garanti etmeli, tutuklu yargılamanın yalnızca istisnai bir tedbir olarak kullanılmasını güvence altına almalı ve adil yargılanma haklarına saygı göstermelidir.

Buna, dava devam ederken tüm sanıklara savunmalarını sunmaları ve eksiksiz bir şekilde dinlenmeleri için gerçek bir fırsat tanınması ile ceza yargılaması boyunca masumiyet karinesine titizlikle uyulması da dahildir."