Atatürk 100

Günde 3-4 saat reels izleyenler dikkat! Türkiye bu listede zirvede: Beyniniz o yeteneğini kaybediyor

Tarih: 11.07.2026 - 07:00
Haber Resmi

Her boş kaldığımız an ardı ardına izlediğimiz sayısız reels videosu, farkında olmadan beynimizi yeniden şekillendiriyor. Bilimsel ve eğitici içerikler çoğu zaman arka planda kalırken, algoritmalar en çok şaşırtan ve duyguları harekete geçiren videoları öne çıkarıyor. Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Tolga Dündar ile reels videolarının çocuklar ve gençlerde bıraktığı etkiyi konuştuk.

Haber Resmi

MURAT GÜLDEREN / POSTAEskiden insanlar bir filmi iki saat boyunca dikkatle izleyebiliyor, bir kitabı günlerce elinden bırakamıyordu. Bugün ise dijital uyarıcıların artmasıyla insanlığın dikkat süresi 20 saniyelere kadar düştü. Milyonlarca kişi boş kaldığı her an telefona uzanıyor, Instagram, TikTok ve YouTube’tan peş peşe yüzlerce reels yani kısa video tüketiyor. Yemek yerken, otobüste, tuvalette, uyumadan önce hatta sohbet ederken bile ekran kaydırılıyor.Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Tolga Dündar’a göre bu durum, beynimizin çalışma biçimini de değiştirmeye başladı. Dikkat süresi kısalıyor, sabır azalıyor, sürekli yeni bir uyaran arayan bir nesil ortaya çıkıyor. 

MURAT GÜLDEREN / POSTA

Eskiden insanlar bir filmi iki saat boyunca dikkatle izleyebiliyor, bir kitabı günlerce elinden bırakamıyordu. Bugün ise dijital uyarıcıların artmasıyla insanlığın dikkat süresi 20 saniyelere kadar düştü. Milyonlarca kişi boş kaldığı her an telefona uzanıyor, Instagram, TikTok ve YouTube’tan peş peşe yüzlerce reels yani kısa video tüketiyor. Yemek yerken, otobüste, tuvalette, uyumadan önce hatta sohbet ederken bile ekran kaydırılıyor.

Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Tolga Dündar’a göre bu durum, beynimizin çalışma biçimini de değiştirmeye başladı. Dikkat süresi kısalıyor, sabır azalıyor, sürekli yeni bir uyaran arayan bir nesil ortaya çıkıyor.

 

Haber Resmi

EKRAN SÜRESİNE DİKKAT Prof. Dr. Tolga Dündar, sürekli kısa video tüketiminin beynin dikkat sistemini olumsuz etkileyebileceğine dikkat çekerek, “Peş peşe izlenen kısa videolar beyni sürekli yeni uyaran aramaya alıştırıyor. Bu durum, uzun süre tek bir konuya odaklanmayı zorlaştırabiliyor. Özellikle çocuklar ve gençlerde dikkat süresinin kısalması, sabrın azalması ve kitap okuma ya da uzun metrajlı film izleme gibi uzun süre konsantrasyon gerektiren alışkanlıkların olumsuz etkilenmesine yol açabiliyor. O nedenle özellikle çocuklar ve gençler için ekran süresinin dengeli yönetilmesi büyük önem taşıyor” dedi.

Prof. Dr. Tolga Dündar, sürekli kısa video tüketiminin beynin dikkat sistemini olumsuz etkileyebileceğine dikkat çekerek, “Peş peşe izlenen kısa videolar beyni sürekli yeni uyaran aramaya alıştırıyor. Bu durum, uzun süre tek bir konuya odaklanmayı zorlaştırabiliyor.

Özellikle çocuklar ve gençlerde dikkat süresinin kısalması, sabrın azalması ve kitap okuma ya da uzun metrajlı film izleme gibi uzun süre konsantrasyon gerektiren alışkanlıkların olumsuz etkilenmesine yol açabiliyor. O nedenle özellikle çocuklar ve gençler için ekran süresinin dengeli yönetilmesi büyük önem taşıyor” dedi.

Haber Resmi

ÜRETKENLİK DÜŞÜYOR Dündar, kısa videoların doğru kullanıldığında eğitimden sağlığa kadar pek çok alanda fayda sağlayabildiğini de ifade ederek, şunları söyledi: “Ancak günün saatlerini kontrolsüz şekilde ekran kaydırarak geçirmek; dikkat süresinin azalması, uyku düzeninin bozulması, üretkenliğin düşmesi ve gerçek sosyal ilişkilerin zayıflaması gibi riskleri beraberinde getiriyor.Özellikle sağlık gibi hassas konularda doğruluğu kanıtlanmamış videoların milyonlarca kişiye ulaşabilmesi ciddi bir risk oluşturuyor. İnsanlar yalnızca sosyal medyada karşılarına çıktığı için bir bilginin doğru olduğunu düşünmemeli, güvenilir kaynaklardan ve uzmanlardan doğrulama yapmalı.”

Dündar, kısa videoların doğru kullanıldığında eğitimden sağlığa kadar pek çok alanda fayda sağlayabildiğini de ifade ederek, şunları söyledi:

“Ancak günün saatlerini kontrolsüz şekilde ekran kaydırarak geçirmek; dikkat süresinin azalması, uyku düzeninin bozulması, üretkenliğin düşmesi ve gerçek sosyal ilişkilerin zayıflaması gibi riskleri beraberinde getiriyor.

Özellikle sağlık gibi hassas konularda doğruluğu kanıtlanmamış videoların milyonlarca kişiye ulaşabilmesi ciddi bir risk oluşturuyor. İnsanlar yalnızca sosyal medyada karşılarına çıktığı için bir bilginin doğru olduğunu düşünmemeli, güvenilir kaynaklardan ve uzmanlardan doğrulama yapmalı.”

Haber Resmi

SESSİZLİĞE İHTİYAÇ VAR Prof. Dr. Tolga Dündar, beynin gün içinde hiçbir uyaran almadan dinlenmeye de ihtiyaç duyduğunu belirterek, “Eskiden insanlar otobüs beklerken, yürürken ya da bir yerde sıra beklerken düşünmeye zaman ayırabiliyordu. Bugün ise bu kısa boşluklar bile ekranla dolduruluyor. Oysa beynin bilgileri işlemesi, hafızayı güçlendirmesi ve zihinsel olarak dinlenebilmesi için bu sessiz anlara da ihtiyacı var. Sürekli yeni içerik tüketmek, zihnin kendini toparlaması ve öğrendiklerini işlemesi için gerekli olan bu doğal molaları azaltabiliyor” diye konuştu.

Prof. Dr. Tolga Dündar, beynin gün içinde hiçbir uyaran almadan dinlenmeye de ihtiyaç duyduğunu belirterek, “Eskiden insanlar otobüs beklerken, yürürken ya da bir yerde sıra beklerken düşünmeye zaman ayırabiliyordu. Bugün ise bu kısa boşluklar bile ekranla dolduruluyor.

Oysa beynin bilgileri işlemesi, hafızayı güçlendirmesi ve zihinsel olarak dinlenebilmesi için bu sessiz anlara da ihtiyacı var. Sürekli yeni içerik tüketmek, zihnin kendini toparlaması ve öğrendiklerini işlemesi için gerekli olan bu doğal molaları azaltabiliyor” diye konuştu.

Haber Resmi

İLETİŞİM DİLİ OLDU Bu kısa video kültürü eğlence aracı olmanın da ötesinde, yeni bir iletişim dili haline de geldi. Eskiden insanlar duygularını uzun mesajlarla anlatırken, bugün birçok kişi hislerini birkaç saniyelik videolarla ifade ediyor. “Bunu görünce aklıma sen geldin” diyerek gönderilen komik bir reels, günaydın mesajının yerini alabiliyor.Romantik videolar sevgiyi anlatıyor, göndermeli içerikler kırgınlığı ifade ediyor, motivasyon videoları ise arkadaşlara destek vermek için paylaşılıyor. Uzmanlara göre duyguların hazır içeriklerle aktarılması, zamanla empati kurma ve etkili iletişim becerilerini zayıflatabiliyor.

Bu kısa video kültürü eğlence aracı olmanın da ötesinde, yeni bir iletişim dili haline de geldi. Eskiden insanlar duygularını uzun mesajlarla anlatırken, bugün birçok kişi hislerini birkaç saniyelik videolarla ifade ediyor. “Bunu görünce aklıma sen geldin” diyerek gönderilen komik bir reels, günaydın mesajının yerini alabiliyor.

Romantik videolar sevgiyi anlatıyor, göndermeli içerikler kırgınlığı ifade ediyor, motivasyon videoları ise arkadaşlara destek vermek için paylaşılıyor. Uzmanlara göre duyguların hazır içeriklerle aktarılması, zamanla empati kurma ve etkili iletişim becerilerini zayıflatabiliyor.

Haber Resmi

EĞİTİM VİDEOLARI İZLENMİYOR Araştırmalara göre özellikle gençler günün 3-4 saatini reels videolar izleyerek geçiriyor. Öyle ki Türkiye, sosyal medya kullanımında Avrupa’nın neredeyse önüne geçmiş durumda. Kullanıcılar gün içinde yüzlerce videoyu birkaç saniye içinde tüketirken, algoritmalar da en çok güldüren, şaşırtan, öfkelendiren veya merak uyandıran içerikleri öne çıkarıyor.Buna karşılık bilim, eğitim, kültür ve analiz odaklı içerikler çoğu zaman aynı ilgiyi göremiyor. Uzmanlar, bunun temel nedeninin beynin hızlı ödül mekanizmasını harekete geçiren “anlık dopamin döngüsü” olduğunu belirtiyor.

Araştırmalara göre özellikle gençler günün 3-4 saatini reels videolar izleyerek geçiriyor. Öyle ki Türkiye, sosyal medya kullanımında Avrupa’nın neredeyse önüne geçmiş durumda. Kullanıcılar gün içinde yüzlerce videoyu birkaç saniye içinde tüketirken, algoritmalar da en çok güldüren, şaşırtan, öfkelendiren veya merak uyandıran içerikleri öne çıkarıyor.

Buna karşılık bilim, eğitim, kültür ve analiz odaklı içerikler çoğu zaman aynı ilgiyi göremiyor. Uzmanlar, bunun temel nedeninin beynin hızlı ödül mekanizmasını harekete geçiren “anlık dopamin döngüsü” olduğunu belirtiyor.

Haber Resmi

ALGORİTMA OYUNLARI İşin önemli bir tarafı da elbette parasal kısmı. Kullanıcı ekranda ne kadar uzun kalırsa, platformlar ve içerik üreticileri de reklam gelirlerinden o kadar fazla kazanç elde ediyor. Bu nedenle doğruluğu tartışmalı bilgiler, sansasyonel iddialar, sahte dramalar ve manipülatif videolar çoğu zaman sakin ve bilgilendirici içeriklerden daha fazla görünürlük elde edebiliyor.Dijital dünyada artık satılan ürün yalnızca reklam değil; biziz. Daha doğrusu dikkatimizi ekranda tuttuğumuz her saniye. Korktuğumuzda, sinirlendiğimizde, ağladığımızda veya şaşırdığımızda videoyu kapatmıyor, aksine izlemeye devam ediyoruz.

İşin önemli bir tarafı da elbette parasal kısmı. Kullanıcı ekranda ne kadar uzun kalırsa, platformlar ve içerik üreticileri de reklam gelirlerinden o kadar fazla kazanç elde ediyor. Bu nedenle doğruluğu tartışmalı bilgiler, sansasyonel iddialar, sahte dramalar ve manipülatif videolar çoğu zaman sakin ve bilgilendirici içeriklerden daha fazla görünürlük elde edebiliyor.

Dijital dünyada artık satılan ürün yalnızca reklam değil; biziz. Daha doğrusu dikkatimizi ekranda tuttuğumuz her saniye. Korktuğumuzda, sinirlendiğimizde, ağladığımızda veya şaşırdığımızda videoyu kapatmıyor, aksine izlemeye devam ediyoruz.