Döviz
Oyunlar
Olmazsa Olmaz
- Hava Durumu
- Sinemalar
- Kimlik Numarası
- Telefon Rehberi
- Emniyet Genel Müd
- Borsa İstanbul
- F5 Haber
- İstanbul Haritası
- Son Depremler
- Milli Piyango
- SGK Kurumu
- TSK
- Vergi Takvimi
- A.Ö.F. Sonuçları
- PTT Hizmetleri
- Vergi Sorgulama
- Memurlar.net
- KamuAjans
- TTNET
- YÖK
- Şehirlerarası Mesafe
- Karayolları Durumu
- Turkcell
- Vodafone
- Türk Telekom
- Para limanı
- Teknoloji Oku
İş Kariyer
Hareket eden kayalardan kan kırmızısı şelaleye: Doğanın sıra dışı 10 olayı
Hareket eden kayalar, kırmızı akan şelale ve mavi parlayan denizlerin oluşumu bilimsel araştırmalarla büyük ölçüde açıklandı. Küresel yıldırım, peri çemberleri ve deprem ışıkları ise yanıt bekleyen sorular barındırıyor
Bilim, hareket eden taşlardan kırmızı akan şelaleye kadar birçok doğa olayının sırrını çözdü. Küresel yıldırım, peri çemberleri ve deprem ışıkları konusunda ise farklı açıklamalar tartışılmaya devam ediyor.
Doğada bir dönem efsanelerle veya doğaüstü güçlerle açıklanan pek çok olay, gelişen gözlem yöntemleri sayesinde daha iyi anlaşılır hale geldi.
Bazı olayların oluşum mekanizması doğrudan gözlemlenerek ortaya konuldu. Bazılarında ise güçlü bilimsel açıklamalar bulunmasına rağmen araştırmacılar bütün gözlemleri kapsayan ortak bir model üzerinde henüz uzlaşamadı.
İşte bilimsel yayınlar ve resmî kurumların verileriyle dünyanın en sıra dışı 10 doğa olayı…
ABD’nin Kaliforniya eyaletindeki Death Valley Ulusal Parkı’nda bulunan Racetrack Playa, kuru göl yatağında kendiliğinden hareket ediyormuş gibi görünen kayalarıyla tanınıyor.
Bazıları yüzlerce kilogram ağırlığındaki taşlar, arkalarında uzun izler bırakarak yer değiştiriyor. Hareketin uzun süre doğrudan gözlemlenememesi, olayın nasıl gerçekleştiğine ilişkin çok sayıda iddianın ortaya atılmasına neden oldu.
Araştırmacılar 2014 yılında kayaların hareketini görüntülemeyi başardı. Yağışın ardından göl yatağında oluşan sığ su, soğuk gecelerde birkaç milimetre kalınlığında donuyor. Gündüz sıcaklığın yükselmesiyle parçalanan buz tabakaları, hafif rüzgârların etkisiyle sürüklenerek kayaları çamurlu zemin üzerinde itiyor.
ABD Ulusal Park Servisine göre kayaları hareket ettiren süreç, yaklaşık 3-5 metre/saniye hızındaki rüzgârlarla yer değiştiren ince buz tabakalarına dayanıyor.
Antarktika’daki Taylor Buzulu’ndan çıkan koyu kırmızı su, görünümü nedeniyle “Blood Falls”, yani “Kan Şelalesi” olarak adlandırılıyor.
Rengin kaynağının başlangıçta kırmızı algler olabileceği düşünülüyordu. Araştırmalar, buzulun içinden çıkan aşırı tuzlu suyun yüksek miktarda demir içerdiğini ortaya koydu. Demir bakımından zengin su yüzeye ulaşıp oksijenle temas ettiğinde oksitleniyor ve buza kırmızı-turuncu bir renk veriyor.
Bilim insanları, Taylor Buzulu’nun altında ve içinde sıvı halde kalabilen geniş bir tuzlu su sistemi bulunduğunu da belirledi. Bu ortam, güneş ışığından ve dış atmosferden büyük ölçüde yalıtılmış aktif mikroorganizmalara ev sahipliği yapıyor.
Olayın rengi ve suyun izlediği yol önemli ölçüde açıklanmış durumda. Araştırmalar artık mikroorganizmaların bu kadar soğuk, tuzlu ve oksijeni sınırlı bir ortamda nasıl yaşayabildiğine odaklanıyor.
Güneş doğarken veya batarken, ufuk çizgisinin hemen üzerinde birkaç saniyeliğine yeşil bir ışık görülebiliyor. “Yeşil parıltı” olarak adlandırılan bu olay, özellikle açık deniz gibi ufkun kesintisiz izlenebildiği yerlerde fark ediliyor.
Olayın nedeni, Güneş’ten gelen ışığın Dünya atmosferinden geçerken kırılması ve renklerine ayrılması. Atmosfer, kısa dalga boyuna sahip ışığı uzun dalga boylarına göre biraz daha fazla kırıyor. Uygun koşullarda kırmızı ve turuncu tonlar ufkun altında kaybolurken yeşil ışık kısa süreliğine görülebiliyor.
Amerikan Meteoroloji Derneği, yeşil parıltıyı Güneş’in bir bölümünün atmosferik kırılma sonucunda oluşan serap görüntüsü olarak tanımlıyor. Fenomenin mekanizması bilinse de gözlemlenebilmesi açık bir ufuk ve uygun atmosfer tabakaları gerektiriyor.
Venezuela’daki Maracaibo Gölü çevresi, geceleri görülen yoğun yıldırım etkinliğiyle biliniyor. Catatumbo şimşekleri olarak adlandırılan olay, bölgenin “doğal yıldırım fabrikası” şeklinde anılmasına neden oluyor.
NASA’nın 16 yıllık uydu verileriyle hazırladığı çalışmaya göre Maracaibo Gölü çevresinde kilometrekare başına yılda ortalama 233 yıldırım parlaması kaydedildi. Bu sonuç, bölgeyi dünyada yıldırım yoğunluğunun en yüksek olduğu yerlerden biri haline getirdi.
Karayipler’den gelen sıcak ve nemli hava, göl çevresindeki dağlık araziyle karşılaştığında yükseliyor. Gece saatlerindeki sıcaklık farkları ve bölgenin topografyası, güçlü fırtına bulutlarının düzenli biçimde oluşmasına katkı sağlıyor.
Olayın temel meteorolojik koşulları biliniyor. Araştırmalar, yıldırım etkinliğinin mevsimlere göre değişimini ve bu kadar yüksek yoğunluğa ulaşmasında yerel etkenlerin payını incelemeyi sürdürüyor.
Avustralya’nın kuzeyindeki Carpentaria Körfezi çevresinde oluşan uzun, silindir biçimli bulutlar “Morning Glory” adıyla biliniyor.
Bu bulutlar yüzlerce, bazı durumlarda yaklaşık bin kilometre boyunca uzanabiliyor ve gökyüzünde yuvarlanıyormuş gibi ilerleyebiliyor. Benzer bulutlara dünyanın başka yerlerinde de rastlansa da Avustralya’nın Queensland eyaletindeki Burketown çevresi, olayın düzenli olarak gözlemlenebildiği başlıca yerlerden biri.
Bulutların, deniz meltemlerinin karşılaşmasıyla oluşan basınç değişimleri ve atmosferik dalgalarla bağlantılı olduğu biliniyor. Dalganın ön bölümünde yükselen nemli hava yoğunlaşarak bulutu oluştururken arka bölümde aşağı inen hava bulutun dağılmasına yol açıyor. Böylece yapı, biçimini koruyarak ilerliyormuş gibi görünüyor.
NASA’ya göre bu bulutlar yaklaşık bin kilometre uzunluğa ulaşabiliyor ve iki kilometreye kadar yükselen bir atmosfer tabakasında oluşabiliyor. NASA Astronomy Picture of the Day
Kutup denizlerindeki buz tabakasının altında aşağı doğru uzanan içi boş buz sütunları “brinicle” olarak adlandırılıyor.
Deniz suyu donarken suyun bir bölümü buz kristallerine dönüşüyor, tuzun büyük kısmı ise geride kalan sıvıda birikiyor. Böylece çevresindeki deniz suyundan daha tuzlu, yoğun ve soğuk bir sıvı oluşuyor.
Bu tuzlu su, deniz buzundaki kanallardan aşağı doğru akarken çevresindeki daha sıcak suyu donduruyor. Akışın etrafında büyüyen içi boş buz tüpü deniz tabanına kadar ulaşabiliyor.
Brinicle’ın çevresinde ilerleyen aşırı soğuk su, yavaş hareket eden bazı küçük deniz canlılarını dondurabiliyor. Oluşum mekanizması bilimsel olarak açıklanmış olsa da yapıların ne zaman oluşacağı, ne kadar büyüyebileceği ve kutup ekosistemindeki etkileri araştırılmaya devam ediyor. The Cryosphere
Dünyanın farklı kıyılarında geceleri dalgaların elektrik mavisi bir ışıkla parladığı görülebiliyor. Bu görüntüye çoğunlukla biyolüminesans özelliğine sahip mikroskobik canlılar neden oluyor.
Bazı dinoflagellat türleri, dalga, tekne veya yüzen bir canlı tarafından hareket ettirildiklerinde kimyasal tepkime yoluyla ışık üretiyor. Çok sayıda organizmanın aynı bölgede toplanması durumunda dalgalar ve sudaki hareketler mavi bir parıltı oluşturuyor.
NOAA, biyolüminesansı canlıların bünyesinde veya dışarıya saldıkları maddelerde meydana gelen kimyasal tepkimeler sonucu ışık oluşması şeklinde açıklıyor. NOAA
Mekanizma bilinmesine rağmen plankton yoğunluğunun ne zaman göz alıcı bir seviyeye ulaşacağını kesin biçimde öngörmek kolay değil. Su sıcaklığı, besin miktarı, akıntılar, tuzluluk ve rüzgâr gibi çok sayıda etken bu canlıların çoğalmasını etkiliyor.
Fırtınalar sırasında ortaya çıktığı bildirilen parlak ışık küreleri, “küresel yıldırım” adıyla biliniyor. Tanıklar bu ışıkların birkaç saniye havada kaldığını, yatay biçimde hareket ettiğini veya aniden kaybolduğunu anlatıyor.
Uzun süre yalnızca tanıklıklara dayanan fenomen için önemli bilimsel gözlemlerden biri Çin’de yapıldı. Araştırmacılar, yıldırım gözlemi sırasında rastlantı sonucu kaydettikleri ışık küresinin görüntülerini ve tayfını 2014 yılında Physical Review Letters dergisinde yayımladı. Physical Review Letters
Topraktaki silisyum içeren minerallerin yıldırım nedeniyle buharlaşması, plazma oluşumu ve mikrodalga enerjisinin havada hapsolması öne sürülen açıklamalar arasında bulunuyor. Ancak mevcut modeller, bildirilen bütün küresel yıldırım vakalarını tek başına açıklayamıyor.
Namibya ve Angola’nın kurak alanlarında, otlarla çevrili düzenli çıplak daireler görülüyor. Benzer desenler Batı Avustralya’da da bulunuyor.
“Peri çemberleri” adı verilen bu oluşumların kaynağı konusunda başlıca iki bilimsel yaklaşım öne çıkıyor. Bunlardan biri, kum termitlerinin bitkilerin köklerine ve topraktaki su dağılımına etkisini temel alıyor. Diğeri ise kurak ortamda su için rekabet eden bitkilerin kendiliğinden düzenli desenler oluşturduğunu savunuyor.
Araştırmalar, Avustralya’daki bazı dairesel oluşumların termitlerin kullandığı alanlarla bağlantılı olduğunu gösterdi. Namibya’daki çemberler içinse bitkilerin yağış ve toprağın suyu geçirme özelliklerine bağlı olarak kendiliğinden örgütlendiğini destekleyen bulgular yayımlandı.
Bütün bölgelerdeki daireleri tek bir mekanizmayla açıklayan ortak bir görüş henüz oluşmadı. Fenomenin bulunduğu yere göre farklı süreçlerden kaynaklanması da mümkün görülüyor. Landscape Ecology, Nature Ecology & Evolution
Bazı depremlerden önce, deprem sırasında veya hemen sonrasında gökyüzünde parlamalar, ışık küreleri ve renkli ışımalar görüldüğüne ilişkin kayıtlar bulunuyor.
Öne sürülen açıklamalardan birine göre tektonik gerilim altındaki bazı kayaçlarda elektrik yükleri harekete geçiyor. Yüzeye ulaşan yükler, havada elektrik boşalması ve ışımaya neden olabiliyor.
Bununla birlikte her görüntünün aynı olaydan kaynaklandığı söylenemiyor. Elektrik hatlarındaki kısa devreler, trafolardaki patlamalar, şimşekler ve kamera kaynaklı görüntü bozuklukları da deprem ışığı sanılabiliyor.
ABD Jeolojik Araştırmalar Kurumu, jeofizikçilerin bu olay konusunda farklı görüşlere sahip olduğunu belirtiyor. Bazı araştırmacılar güvenilir kanıt bulunmadığını savunurken bazıları kayıtların en azından bir bölümünün gerçek bir jeofizik olayı gösterebileceğini düşünüyor. Deprem ışıkları bu nedenle doğrulanmış bir deprem habercisi olarak kabul edilmiyor. USGS
Bazı bilmeceler çözüldü, bazıları araştırılıyor
Hareket eden kayalar, Blood Falls, yeşil parıltı ve biyolüminesans gibi olayların temel oluşum mekanizmaları bilimsel gözlem ve deneylerle ortaya konuldu.
Küresel yıldırım, peri çemberleri ve deprem ışıklarında ise çeşitli kanıtlar ve güçlü açıklamalar bulunmasına rağmen bütün gözlemleri kapsayan bir bilimsel uzlaşma sağlanmış değil.
Bilimsel açıdan önemli ayrım da burada ortaya çıkıyor: Bir olayın nadir veya etkileyici görünmesi, onun mutlaka açıklanamamış olduğu anlamına gelmiyor. Bazı olaylarda bilinen temel mekanizmanın ayrıntıları, bazılarında ise fenomenin kendisi araştırılmaya devam ediyor.
Karanlık Mod
İnternet Medyası
- Patronlar Kulübü
- Bir Gazete
- Mynet
- Haberler.com
- Onedio
- Acunn
- Sondakika.com
- Haber7.com
- HaberZamanı
- Ensonhaber.com
- İnternetHaber.com
- İto Haber
- CNNturk.com.tr
- Ntvmsnbc
- Ulusalpost.com
- Haberay.com
- Haber3.com
- Haberself.com
- T24.com.tr
- HaberinAdresi.com
- Odatv.com
- Netgazete
- Yeni Mesaj
- HaberAktuel.com
- Gazete Şok
- F5 Haber
- Son Mühür
- Ulu Savunma
Spor Siteleri
- Gazetekeyfi Spor
- İddaa
- SporX.com
- Fanatik
- NTV Spor
- Ligtv
- Fotomaç
- AjansSpor
- Skor Sözcü
- Super FB
- Antu.com
- Fenerbahce.org
- Galatasaray.org
- Webaslan.com
- ultrAslan.com
- GSGazete
- Bjk.com.tr
- Duhuliye
- Karakartal
- Kartalhaber
- Bordomavi.net
- Bordomavi Forum
- Bursaspor
- TransferMarkt
- Fotospor
- SporxTV
- Futbol Arena
- Motorsport
- Türkiye Jokey Kulübü
- Hakemin Sesi
- Sahadan
- Spormax
- Maçkolik
- Bilyoner