Atatürk 100

Klasik Türk müziğinin güçlü sesi Yaprak Sayar'dan yeni albüm! 'Alkışlarımız bile otomatikleşti, gerçek alkışı özlüyorum'

Tarih: 19.07.2026 - 07:00
Haber Resmi

Klasik Türk Müziği’nin başarılı ismi Yaprak Sayar, yeni albümü ‘Zamansız’ı, ‘Pera Records’ etiketiyle yayınladı. Dinleyicisini asırlık ezgilerle buluşturan yetenekli müzisyen, “Gerçek sanat, zamana direnir yapay zekâ çağında da olsak, insan sesinin yerini hiçbir teknoloji alamaz” diyor.

Haber Resmi

ALEV GÜRSOY CİMİNalev.gursoy@posta.com.trPera Records son dönemde adından söz ettiren çok farklı bir oluşum. Hikâyesi de dikkatimi çekti. Sizin yollarınız nasıl kesişti? Kuruluş hikâyesini sizden dinlemek isterim. Aslında Pera Records birkaç yıl önce kurulmuştu ama henüz herhangi bir yayın yapmamıştı. Bir plak ve prodüksiyon şirketi olarak yola çıkmıştı. Üniversite bünyesinde kurulan, prodüktörlüğünü Ömer Vatan Artıran ve İsmet Aydın’ın üstlendiği oldukça özel bir proje. Biz albümü tamamlayınca bunun Pera Records etiketiyle yayımlanmasına karar verildi. Böylece şirketin yayınlanan ilk albümü de bizim çalışmamız oldu. Bu yüzden benim için de ayrı bir anlam taşıyor.Sanatçıların artık evlerinde bile albüm hazırlayıp doğrudan dinleyiciye ulaşabildiği bir dönemde yeni bir plak şirketi kurmak bugün risk almak mı, yoksa sanata yapılan bir yatırım mı?Elbette cesur bir karar. Ama bence burada ticari kaygının ötesinde sanatsal bir sorumluluk duygusu var. Eksik olduğu düşünülen bir alanı doldurmak ve nitelikli üretime destek vermek istediler. Böyle bir vizyonla yola çıkınca insan ister istemez taşın altına elini koyuyor. Ben de bunun çok kıymetli olduğunu düşünüyorum. Böyle bir dönemde bir plak şirketi kurmak, aslında ’Biz hâlâ gerçek müziğe inanıyoruz‘ demek. Ticari kaygının ötesinde, kaliteli üretime yatırım yapmak. Bence en kıymetli tarafı da bu.

ALEV GÜRSOY CİMİN

alev.gursoy@posta.com.tr

Pera Records son dönemde adından söz ettiren çok farklı bir oluşum. Hikâyesi de dikkatimi çekti. Sizin yollarınız nasıl kesişti?

Kuruluş hikâyesini sizden dinlemek isterim. Aslında Pera Records birkaç yıl önce kurulmuştu ama henüz herhangi bir yayın yapmamıştı. Bir plak ve prodüksiyon şirketi olarak yola çıkmıştı. Üniversite bünyesinde kurulan, prodüktörlüğünü Ömer Vatan Artıran ve İsmet Aydın’ın üstlendiği oldukça özel bir proje. Biz albümü tamamlayınca bunun Pera Records etiketiyle yayımlanmasına karar verildi. Böylece şirketin yayınlanan ilk albümü de bizim çalışmamız oldu. Bu yüzden benim için de ayrı bir anlam taşıyor.

Sanatçıların artık evlerinde bile albüm hazırlayıp doğrudan dinleyiciye ulaşabildiği bir dönemde yeni bir plak şirketi kurmak bugün risk almak mı, yoksa sanata yapılan bir yatırım mı?

Elbette cesur bir karar. Ama bence burada ticari kaygının ötesinde sanatsal bir sorumluluk duygusu var. Eksik olduğu düşünülen bir alanı doldurmak ve nitelikli üretime destek vermek istediler. Böyle bir vizyonla yola çıkınca insan ister istemez taşın altına elini koyuyor. Ben de bunun çok kıymetli olduğunu düşünüyorum. Böyle bir dönemde bir plak şirketi kurmak, aslında ’Biz hâlâ gerçek müziğe inanıyoruz‘ demek. Ticari kaygının ötesinde, kaliteli üretime yatırım yapmak. Bence en kıymetli tarafı da bu.

Haber Resmi

Bu albümün ortaya çıkış hikâyesi de oldukça etkileyici. Yanılmıyorsam Gazi Osman Paşa Yalısı bu projeye ilham veren en önemli unsur olmuş... O süreci sizden dinleyebilir miyiz?Evet, aslında her şey Gazi Osman Paşa Yalısı’nın yeniden ihya edilmesiyle başladı. Yalı restore edilirken, o atmosferi tamamlayacak müziklerin de orada yaşaması istendi. “Bu mekâna en çok hangi müzik yakışır?” sorusunun cevabı bizi Klasik Türk müziğine götürdü. Sonra bu fikir büyüdü ve bir albüm projesine dönüştü. Albümde yer alan eserlerden biri de Plevne Marşı. Gazi Osman Paşa’nın hatırasına bir saygı duruşu niteliğinde düşündük. Böylece ortaya hem tarihî bir mirasa hem de Klasik Türk müziğine selam veren anlamlı bir çalışma çıktı.Yapay zekânın müzik ürettiği, algoritmaların dinleme alışkanlıklarını belirlediği bir dönemde Klasik Türk müziğine yatırım yapmak cesurca mı?Çok! Ve ben bunu değerli buluyorum. Yapay zekâ hayatımızın bir gerçeği ama insan sesindeki duygu, nefes ve yorumun yerini hiçbir teknoloji dolduramaz. Ahşap bir enstrümanın tınısı, bir sanatçının hissettirerek söylediği eser bambaşka bir şey. Biz ‘Zamansız’ albümünü çok satar mı diye değil, gerçekten inanarak yaptık.

Bu albümün ortaya çıkış hikâyesi de oldukça etkileyici. Yanılmıyorsam Gazi Osman Paşa Yalısı bu projeye ilham veren en önemli unsur olmuş... O süreci sizden dinleyebilir miyiz?

Evet, aslında her şey Gazi Osman Paşa Yalısı’nın yeniden ihya edilmesiyle başladı. Yalı restore edilirken, o atmosferi tamamlayacak müziklerin de orada yaşaması istendi. “Bu mekâna en çok hangi müzik yakışır?” sorusunun cevabı bizi Klasik Türk müziğine götürdü. Sonra bu fikir büyüdü ve bir albüm projesine dönüştü. Albümde yer alan eserlerden biri de Plevne Marşı. Gazi Osman Paşa’nın hatırasına bir saygı duruşu niteliğinde düşündük. Böylece ortaya hem tarihî bir mirasa hem de Klasik Türk müziğine selam veren anlamlı bir çalışma çıktı.

Yapay zekânın müzik ürettiği, algoritmaların dinleme alışkanlıklarını belirlediği bir dönemde Klasik Türk müziğine yatırım yapmak cesurca mı?

Çok! Ve ben bunu değerli buluyorum. Yapay zekâ hayatımızın bir gerçeği ama insan sesindeki duygu, nefes ve yorumun yerini hiçbir teknoloji dolduramaz. Ahşap bir enstrümanın tınısı, bir sanatçının hissettirerek söylediği eser bambaşka bir şey. Biz ‘Zamansız’ albümünü çok satar mı diye değil, gerçekten inanarak yaptık.

Haber Resmi

HİÇBİR TEKNOLOJİ İNSAN RUHUNU TAKLİT EDEMEZ Teknoloji ya da yapay zekanın bu kadar gelişmesi korkutuyor mu sizi de?Kesinlikle. Bugün yapay zekâyla üretilen müzikler milyonlarca kez dinlenebiliyor. Ama ne kadar gelişirse gelişsin, insan sesindeki duyguya, nefese ve yoruma asla sahip olamayacak. Eğer tamamen yapay üretime teslim olursak, sadece müzikte değil, hayatın her alanında robotlaşırız. Organik üretime, gerçek sanatçıya ve insan ruhuna dokunan eserlere her zaman ihtiyaç olacak. Teknolojiden korkan biri değilim. Ama hiçbir teknoloji, insanın yaşanmışlığını, duygusunu ve yorumunu taklit edemez. Bence sanatın gerçek gücü hâlâ orada.Klasik Türk müziği sizce neden hak ettiği değeri göremiyor?Çünkü yıllarca daha çok kurumların içinde yaşadı. Geniş kitlelere ulaşacak alanlar bulamadı. Bir de Klasik Türk müziği sansasyonun peşinden koşan bir müzik değil. Küfürle, öfkeyle, gürültüyle değil; zarafetle, edep ve incelikle var oluyor. Belki de bu yüzden bugünün hızlı dünyasında geri planda kalıyor. Oysa bu müzik insanı sakinleştiriyor, yumuşatıyor. Ruhu inceltiyor, insanı adeta yeniden şekillendiriyor. Biz biraz kabalığa alıştık.

Teknoloji ya da yapay zekanın bu kadar gelişmesi korkutuyor mu sizi de?

Kesinlikle. Bugün yapay zekâyla üretilen müzikler milyonlarca kez dinlenebiliyor. Ama ne kadar gelişirse gelişsin, insan sesindeki duyguya, nefese ve yoruma asla sahip olamayacak. Eğer tamamen yapay üretime teslim olursak, sadece müzikte değil, hayatın her alanında robotlaşırız. Organik üretime, gerçek sanatçıya ve insan ruhuna dokunan eserlere her zaman ihtiyaç olacak. Teknolojiden korkan biri değilim. Ama hiçbir teknoloji, insanın yaşanmışlığını, duygusunu ve yorumunu taklit edemez. Bence sanatın gerçek gücü hâlâ orada.

Klasik Türk müziği sizce neden hak ettiği değeri göremiyor?

Çünkü yıllarca daha çok kurumların içinde yaşadı. Geniş kitlelere ulaşacak alanlar bulamadı. Bir de Klasik Türk müziği sansasyonun peşinden koşan bir müzik değil. Küfürle, öfkeyle, gürültüyle değil; zarafetle, edep ve incelikle var oluyor. Belki de bu yüzden bugünün hızlı dünyasında geri planda kalıyor. Oysa bu müzik insanı sakinleştiriyor, yumuşatıyor. Ruhu inceltiyor, insanı adeta yeniden şekillendiriyor. Biz biraz kabalığa alıştık.

Haber Resmi

Gençlerin Klasik Türk müziğine ilgisi nasıl?Giderek artıyor. Çok yetenekli, çok meraklı gençlerle karşılaşıyorum. Sorun ilgisizlik değil; görünürlük. Bu müzik yeterince platform bulamadığı için gençler de ona kolay ulaşamıyor. Oysa doğru anlatıldığında ve doğru yorumlarla buluştuğunda gençlerin ilgisi düşündüğümüzden çok daha fazla.Bugün karşınıza Klasik Türk müziğini hiç dinlememiş bir genç çıksa, ona ilk hangi eseri dinletirdiniz?Hiç düşünmeden Erol Sayan’ın eserlerini dinletirdim. Dede Efendi’nin klasiklerini mutlaka önerirdim. Mesela Gülnihal... O eserin ruhuna dokunan biri, Klasik Türk müziğinin neden yüzyıllardır yaşadığını da hisseder. Bu müzik kendini sevdirir; yeter ki insanlar onunla tanışma fırsatı bulsun.

Gençlerin Klasik Türk müziğine ilgisi nasıl?

Giderek artıyor. Çok yetenekli, çok meraklı gençlerle karşılaşıyorum. Sorun ilgisizlik değil; görünürlük. Bu müzik yeterince platform bulamadığı için gençler de ona kolay ulaşamıyor. Oysa doğru anlatıldığında ve doğru yorumlarla buluştuğunda gençlerin ilgisi düşündüğümüzden çok daha fazla.

Bugün karşınıza Klasik Türk müziğini hiç dinlememiş bir genç çıksa, ona ilk hangi eseri dinletirdiniz?

Hiç düşünmeden Erol Sayan’ın eserlerini dinletirdim. Dede Efendi’nin klasiklerini mutlaka önerirdim. Mesela Gülnihal... O eserin ruhuna dokunan biri, Klasik Türk müziğinin neden yüzyıllardır yaşadığını da hisseder. Bu müzik kendini sevdirir; yeter ki insanlar onunla tanışma fırsatı bulsun.

Haber Resmi

UMUTSUZLUĞU BÜYÜTEN MÜZİKLERİ SEVMİYORUM Arabesk müziğe mesafeli olduğunuzu duydum, neden? Sizce sizi ondan uzaklaştıran şey ne?Arabeskle aram hiçbir zaman çok yakın olmadı. Çünkü ben umutsuzluğu büyüten müzikleri sevmiyorum. Elbette arabeskin de çok kıymetli eserleri ve büyük yorumcuları var ama benim ruhuma daha çok umut veren, insanı ayağa kaldıran şarkılar dokunuyor. Ben repertuvarımı da aynı anlayışla seçiyorum. Bir eser ne kadar hüzünlü olursa olsun, sonunda bana bir umut bırakmalı. O tünelin ucundaki ışığı göremiyorsam, o şarkıyı söyleyemiyorum.Sık sık ‘Sanat iyileştirir’ denir... Buna inanıyor musunuz?” Hem de yürekten inanıyorum. Sanatın dili ortak bir dil. İnsanların siyasi görüşü, hayat tarzı ya da dünya görüşü ne olursa olsun; aynı şarkıda buluşabildiğine defalarca şahit oldum. Bu yüzden sanatın sadece iyileştirdiğini değil, aynı zamanda birleştirdiğini de düşünüyorum.

Arabesk müziğe mesafeli olduğunuzu duydum, neden? Sizce sizi ondan uzaklaştıran şey ne?

Arabeskle aram hiçbir zaman çok yakın olmadı. Çünkü ben umutsuzluğu büyüten müzikleri sevmiyorum. Elbette arabeskin de çok kıymetli eserleri ve büyük yorumcuları var ama benim ruhuma daha çok umut veren, insanı ayağa kaldıran şarkılar dokunuyor. Ben repertuvarımı da aynı anlayışla seçiyorum. Bir eser ne kadar hüzünlü olursa olsun, sonunda bana bir umut bırakmalı. O tünelin ucundaki ışığı göremiyorsam, o şarkıyı söyleyemiyorum.

Sık sık ‘Sanat iyileştirir’ denir... Buna inanıyor musunuz?

” Hem de yürekten inanıyorum. Sanatın dili ortak bir dil. İnsanların siyasi görüşü, hayat tarzı ya da dünya görüşü ne olursa olsun; aynı şarkıda buluşabildiğine defalarca şahit oldum. Bu yüzden sanatın sadece iyileştirdiğini değil, aynı zamanda birleştirdiğini de düşünüyorum.

Haber Resmi

Bugünün müzik dünyasında en çok neyi özlüyorsunuz?En çok gerçek alkışı özlüyorum. Eskiden dinleyici önce dikkatle dinler, sonra gerçekten etkilendiyse alkışlardı. Şimdi ise neredeyse her şey otomatik alkışlanıyor. Bence alkışın da bir anlamı olmalı. Her performans aynı alkışı aldığında, gerçekten emek verenle vermeyen arasındaki fark da siliniyor. Ben daha seçici, dinlediğini anlayan, hisseden ve hak edene alkışını veren bir dinleyici kültürünü özlüyorum. Çünkü gerçek alkış, bir sanatçının alabileceği en kıymetli ödüldür.

Bugünün müzik dünyasında en çok neyi özlüyorsunuz?

En çok gerçek alkışı özlüyorum. Eskiden dinleyici önce dikkatle dinler, sonra gerçekten etkilendiyse alkışlardı. Şimdi ise neredeyse her şey otomatik alkışlanıyor. Bence alkışın da bir anlamı olmalı. Her performans aynı alkışı aldığında, gerçekten emek verenle vermeyen arasındaki fark da siliniyor. Ben daha seçici, dinlediğini anlayan, hisseden ve hak edene alkışını veren bir dinleyici kültürünü özlüyorum. Çünkü gerçek alkış, bir sanatçının alabileceği en kıymetli ödüldür.

Haber Resmi

SAHNE DIŞINDA DAHA EĞLENC ELİYİM Sizi tanıyan herkes için ortak bir tanım var: Zarif, sakin ve naif... Gerçek Yaprak Sayar da böyle biri mi?Sakinliğim hayatımın her alanında var ama sahnenin dışında aslında çok daha eğlenceli biriyim. Sahne söylediğiniz eserle birlikte size bir duruş da yüklüyor. Hüzünlü, derinlikli eserler söylerken ister istemez o ruh hâline bürünüyorsunuz. Ama günlük hayatımda gülen, sohbet etmeyi seven, hayatın keyfini çıkaran biriyim.

Sizi tanıyan herkes için ortak bir tanım var: Zarif, sakin ve naif... Gerçek Yaprak Sayar da böyle biri mi?

Sakinliğim hayatımın her alanında var ama sahnenin dışında aslında çok daha eğlenceli biriyim. Sahne söylediğiniz eserle birlikte size bir duruş da yüklüyor. Hüzünlü, derinlikli eserler söylerken ister istemez o ruh hâline bürünüyorsunuz. Ama günlük hayatımda gülen, sohbet etmeyi seven, hayatın keyfini çıkaran biriyim.

Haber Resmi

Size ‘taş plak sesli kadın’ diyorlar. Nasıl bir his?Şahane. Çünkü ben bu yolculuğa taş plak kayıtlarını dinleyerek başladım. Hayran olduğum bütün büyük ustaları o kayıtlardan tanıdım. Bugün bana ‹taş plak sesli kadın› denmesi, aldığım en kıymetli iltifatlardan biri.

Size ‘taş plak sesli kadın’ diyorlar. Nasıl bir his?

Şahane. Çünkü ben bu yolculuğa taş plak kayıtlarını dinleyerek başladım. Hayran olduğum bütün büyük ustaları o kayıtlardan tanıdım. Bugün bana ‹taş plak sesli kadın› denmesi, aldığım en kıymetli iltifatlardan biri.