Atatürk 100

Moda dünyasının 8 yaratıcı ismi evlerinin kapısını BBC'ye açtı: İlham veren dekorasyon fikirleri

Tarih: 30.07.2026 - 11:22

Gösterişli kumaşlar, cesur renkler, antika mobilyalar ve şaşırtıcı ayrıntılar… Moda dünyasının önde gelen sekiz yaratıcı isminin evi, tasarımlarında benimsedikleri estetik anlayışın yaşam alanlarına nasıl taşındığını gösteriyor

Haber Resmi

Avustralyalı fotoğrafçı, yazar ve yönetmen Robyn Lea’nın 'This Creative Life – Fashion Designers at Home' adlı kitabı, moda dünyasının önde gelen yaratıcılarına ait 18 evi bir araya getiriyor.

BBC’nin kitaptan seçtiği sekiz yaşam alanı, modayla iç mekân tasarımının birbirinden kesin çizgilerle ayrılmadığını ortaya koyuyor. Kimi evlerde desenler ve parlak renkler öne çıkarken kimilerinde doğal malzemeler, el yapımı objeler ve geçmişten gelen mobilyalar dikkat çekiyor.

Dekorasyon için yeni fikirler arıyorsanız bu evlerde ilham verecek pek çok ayrıntı var.

Alice Temperley: Malikâne zarafeti ile rock ruhu

Romantik, bohem ve yoğun işlemeli gece elbiseleriyle tanınan İngiliz moda tasarımcısı Alice Temperley, Temperley London markasının kurucusu.

Temperley’nin Somerset’teki Regency dönemi malikânesi, Dor sütunları ve dev bir disko topuyla ziyaretçilerini karşılıyor.

Evin dekorasyonunda geleneksel İngiliz malikânesi estetiği, bohem ayrıntılar ve rock kültüründen izler bir araya geliyor. Altın dokunuşlar, ışıltılı yüzeyler, güçlü desenler ve zengin kumaşlar, Temperley’nin gösterişli tasarımlarını anımsatıyor.

Elbiselerin tablo gibi sergilendiği evin kütüphanesinde turuncuya çalan kubbeli tavan, kraliyet mavisi koltuklarla tamamlanıyor. Hayvan desenleri ve kıvrımlı motiflerle kaplanan mobilyalar, moda tasarımının ev dekorasyonuna nasıl taşınabileceğini gösteriyor.

Tamasine Dale: Doğal malzemeler ve el emeği

El işçiliği ve doğal malzemelerle hazırladığı şapkalarıyla tanınan Avustralyalı şapka tasarımcısı Tamasine Dale’in Melbourne ve Castlemaine’deki evlerinde el yapımı objeler öne çıkıyor.

Hasır şapkalarının dokusunu hatırlatan doğal ve saman rengi malzemeler evin farklı bölümlerinde tekrar ediyor. Mutfaktaki el örgüsü sepetler, hasır oturumlu eski Marcel Breuer sandalyeleri ve tasarımcının yaptığı seramikler, mekâna sıcak ve kişisel bir görünüm kazandırıyor.

Dale’in evinde bir kâseyle bir şapkanın tasarım süreci aynı yaratıcı anlayıştan besleniyor: Doku, biçim ve el işçiliği.

Luke Edward Hall: İngiliz kır yaşamına nostaljik bakış

Moda, illüstrasyon ve iç mekân tasarımını buluşturan İngiliz sanatçı Luke Edward Hall, 2022 yılında kurduğu Chateau Orlando markasıyla da tanınıyor.

Hall, Gloucestershire’daki taş çiftlik evini eşi, iç mekân ve mobilya tasarımcısı Duncan Campbell ile paylaşıyor.

Cotswolds kırsalındaki ev, Hall’un eksantrik İngiliz stilinden izler taşıyor. Yemek odasındaki eski tabaklarla dolu dolap, şöminenin başındaki antika Staffordshire köpek figürü ve yatak odasındaki pembe çiçekli duvar kâğıdı, nostaljik atmosferi tamamlıyor.

Hall için işiyle özel hayatı arasındaki sınırlar oldukça belirsiz. Kıyafetlerinde kullandığı renkler, desenler ve tarihî göndermeler evinin dekorasyonunda da kendisini gösteriyor.

Jade Holland Cooper: İngiliz kırları evin içinde

İngiliz kır yaşamından, binicilikten ve geleneksel tüvit kumaşlardan ilham alan Jade Holland Cooper, kendi adını taşıyan Holland Cooper markasının kurucusu.

Tasarımcının Cheltenham yakınlarındaki aile evi de markasının doğal bir uzantısı gibi görünüyor. Holland Cooper bu evi, Superdry’ın kurucularından Julian Dunkerton ve iki çocuklarıyla paylaşıyor.

160 hektarlık arazi içinde bulunan neoklasik taş evde doğal ahşap, kahverengi deri ve bol miktarda yeşillik kullanılmış. Giriş bölümünde sıralanan içi kürklü Wellington çizmeleri, tasarımcının binicilik ve kır yaşamından beslenen koleksiyonlarını hatırlatıyor.

Yüksek tavanlar ve geniş görüş alanları, dışarıdaki doğayı evin bir parçası haline getiriyor.

Laudomia Pucci: 14. yüzyıl sarayına cesur renkler

Laudomia Pucci, renkli geometrik desenleriyle moda tarihine geçen İtalyan tasarımcı Emilio Pucci’nin kızı ve aile markasını yeni kuşağa taşıyan isim.

Laudomia Pucci, Floransa’daki aile evi Palazzo Pucci’nin tarihî dokusunu korurken babasının tasarımlarında öne çıkan geometrik desenleri, fuşya ve turkuaz tonlarını dekorasyona ekledi.

Yüzyıllar öncesinden gelen mimari ile modern ve canlı renklerin buluşması, tarihî mekânların yalnızca nötr tonlarla dekore edilmesi gerekmediğini gösteriyor.

Gary Graham: Geçmişe yeniden hayat veren ev

Eski kumaşları ve tarihî desenleri yeniden yorumladığı özgün tasarımlarıyla tanınan moda tasarımcısı Gary Graham, geçmişten kalan malzemelere yeni bir hayat kazandırıyor.

Graham’ın sanatçı, koleksiyoner ve iç mekân tasarımcısı Sean Scherer ile paylaştığı ev, daha önce banka, postane ve mağaza olarak kullanılan 19. yüzyıldan kalma bir binada bulunuyor.

Eski kumaşlar, farklı dönemlerden mobilyalar ve dönüştürülmüş eşyalar yaşam alanının karakterini belirliyor.

Duvarın içine yerleştirilen uyku köşesi ve eski bir zencefil kavanozunun deseninden geliştirilen duvar kâğıdı, evin en dikkat çekici ayrıntıları arasında. Aynı motifin Graham’ın moda tasarımlarında da kullanılması, kıyafetlerle iç mekân arasındaki bağı görünür kılıyor.

Selina Blow: Gotik çizgiler ve doygun renkler

Kadife, ipek ve keten gibi kumaşları güçlü renkler ve gotik ayrıntılarla birleştiren İngiliz tasarımcı Selina Blow’un yaklaşık 200 yıllık Gloucestershire çiftlik evi, tasarımlarındaki renk dünyasını yansıtıyor.

Blow, renk tutkusunu Sri Lanka’nın canlı tonlarını aile evine taşıyan annesinden aldığını söylüyor. Tasarımcının “güçlü renklerle gotik” olarak tanımladığı estetik anlayış, evin her bölümünde hissediliyor.

Canlı maviye boyanan banyoda siyah ayaklı küvet, maskeler ve Philip Treacy imzalı bir şapka taşıyan büst bulunuyor. Mekân, tek bir güçlü rengin cesur tercihlerle nasıl tamamlanabileceğini gösteriyor.

Lucinda Chambers: Kurallardan uzak maksimalizm

İngiliz Vogue’un eski moda direktörü ve Colville markasının kurucularından Lucinda Chambers’ın Londra’daki evi, farklı kumaşları, yoğun renkleri ve seyahatlerden ilham alan geometrik desenleri bir araya getiriyor.

Birbiriyle kusursuz biçimde eşleşmeyen tekstiller, evin bohem karakterini güçlendirirken rahatlık dekorasyonun merkezinde yer alıyor.

Chambers, bir odayı dekore etmeyi giyinmeye benzetiyor: Önce kanepe ve masa gibi temel parçalar seçiliyor, ardından küpe, kolye ya da çanta ekler gibi diğer ayrıntılar yerleştiriliyor.

Bu yaklaşım, kusursuz uyum aramak yerine sevilen renkleri, desenleri ve objeleri kişisel bir bütünlük içinde kullanmak isteyenlere ilham veriyor.

Moda ile dekorasyon aynı dili konuşuyor

Sekiz evin her biri farklı bir dünya sunsa da ortak noktaları, sahiplerinin yaratıcı kimliğini doğrudan yansıtmaları.

Kıyafetlerde kullanılan kumaşlar koltuklara, koleksiyonlardaki renkler duvarlara, tasarımlardaki desenler ise duvar kâğıtlarına taşınıyor. Ortaya yalnızca güzel görünen değil, sahibinin hikâyesini anlatan yaşam alanları çıkıyor.