Atatürk 100

​Sessizliğini 'Sen Yoluna Git' ile bozdu! Hakan Peker'den çok konuşulacak '90'lar' yanıtı

Tarih: 26.07.2026 - 07:00
Haber Resmi

Hafızalara kazınan birçok hit şarkısıyla Türk pop müziğine damga vuran Hakan Peker, yıllara meydan okuyan kariyerine hız kesmeden devam ediyor. 90’lardan bugüne hem şarkılarındaki lezzeti hem de sahnedeki enerjisini hiç kaybetmeyen başarılı sanatçıyla yeni şarkısı ‘Sen Yoluna Git’ten başlayıp müzik dünyasının dününü ve bugününü konuştuk.

Haber Resmi

ALEV GÜRSOY CİMİNalev.gursoy@posta.com.trBen sizlere hep ‘eskimeyen eskiler’ diyorum. Her yeni şarkınız çıktığında da ayrı bir heyecan yaşıyoruz. Son olarak ‘Sen Yoluna Git’ büyük ilgi gördü. Bu şarkıyla dinleyiciye ne anlatmak istediniz?Ben de dinleyicilerime yeni eserler sunabildiğim için çok mutlu oluyorum. "Sen Yoluna Git" aslında bir başkaldırı şarkısı değil, daha çok bir ilişkinin bitişini kabullenen bir hikâye. Ayrılık var ama onunla birlikte gelen bir kabulleniş de var. Aşkı yıllardır hep aynı yerden anlatıyoruz ama aslında aşk da bitiyor. Şarkı biraz da bunu söylüyor. Bu yüzden daha gerçekçi bir hikâye anlatıyor.Şarkının bu kadar beğenilmesi de beni çok mutlu etti. Ben bir şarkı yaparken tek amacım, beni yıllardır dinleyen insanların onu sevmesi. Açıkçası gerisi çok da umurumda olmuyor.Peki Hakan Peker bugün hâlâ yıllar önceki kadar romantik mi? Yoksa aşka bakışı değişti mi?Tabii ki değişti. Eskisi kadar romantik olamıyorsunuz. Yaşadıklarınız, hayal kırıklıklarınız, sorumluluklarınız sizi daha gerçekçi biri yapıyor. Her yaşadığınız olay size yeni bir tecrübe kazandırıyor. O yüzden artık her şeye daha dikkatli yaklaşıyorum.

ALEV GÜRSOY CİMİN

alev.gursoy@posta.com.tr

Ben sizlere hep ‘eskimeyen eskiler’ diyorum. Her yeni şarkınız çıktığında da ayrı bir heyecan yaşıyoruz. Son olarak ‘Sen Yoluna Git’ büyük ilgi gördü. Bu şarkıyla dinleyiciye ne anlatmak istediniz?

Ben de dinleyicilerime yeni eserler sunabildiğim için çok mutlu oluyorum. "Sen Yoluna Git" aslında bir başkaldırı şarkısı değil, daha çok bir ilişkinin bitişini kabullenen bir hikâye. Ayrılık var ama onunla birlikte gelen bir kabulleniş de var. Aşkı yıllardır hep aynı yerden anlatıyoruz ama aslında aşk da bitiyor. Şarkı biraz da bunu söylüyor. Bu yüzden daha gerçekçi bir hikâye anlatıyor.

Şarkının bu kadar beğenilmesi de beni çok mutlu etti. Ben bir şarkı yaparken tek amacım, beni yıllardır dinleyen insanların onu sevmesi. Açıkçası gerisi çok da umurumda olmuyor.

Peki Hakan Peker bugün hâlâ yıllar önceki kadar romantik mi? Yoksa aşka bakışı değişti mi?

Tabii ki değişti. Eskisi kadar romantik olamıyorsunuz. Yaşadıklarınız, hayal kırıklıklarınız, sorumluluklarınız sizi daha gerçekçi biri yapıyor. Her yaşadığınız olay size yeni bir tecrübe kazandırıyor. O yüzden artık her şeye daha dikkatli yaklaşıyorum.

Haber Resmi

BİZİM ZAMANIMIZDA “TOKSİK İLİŞKİ" YOKTU, BİZ AŞK YAŞARDIKŞimdilerde şu meşhur ‘toksik ilişki’ meselesi var. Siz hiç yaşadınız mı?Bizim zamanımızda öyle bir kavram yoktu. Şimdi her yerde "toksik ilişki" deniyor. Biz aşk yaşardık. Adı da aşktı. Toksikmiş, şuymuş, buymuş... Bizim sözlüğümüzde öyle kelimeler yoktu.Peki deliler gibi âşık olduğunuz zamanlar oldu mu?Gençken tabii... 20'li yaşlarda insan aşkı çok daha farklı yaşıyor. Sonra yaş ilerledikçe hayata bakışınız da değişiyor. Aşk bitmiyor ama şekil değiştiriyor.‘Sen Yoluna Git’i dinlerken kendimi adeta 90'lı yıllarda hissettim. Bugün neden eskisi gibi kalıcı şarkılar çıkmıyor sizce?Bence eski kaliteyi biraz kaybettik. Mesela "Karam" gibi büyük hitlere imza attım. Ancak o eski eserler artık kimsenden çıkmıyor.  Sadece ben değil, birçok sanatçı aynı etkiyi yaratacak bir hit çıkaramadı.ŞARKILARIMIZ İNSANLARIN HAYATLARINA DOKUNDUPeki bunun nedeni sanatçılar mı, dinleyici mi?Aslında biraz Türkiye'nin değişen yapısıyla ilgili. 90'larda ve 2000'lerin başında ülkenin büyük çoğunluğu gençti. Bugün o tablo değişti. İnsanlar artık gençliklerinde yaşadıkları duyguları özlüyor. Bu yüzden de dönüp dolaşıp eski şarkıları dinliyorlar. Bugün Türkiye'de hangi gece kulübüne giderseniz gidin hâlâ 90'lar ve 2000'ler çalıyor. Benim "Bir Efsaneydi", "Karam" gibi şarkılarım hâlâ her yerde duyuluyor. Çünkü o şarkılar insanların hayatına dokundu. Bugün üretim çok gibi görünüyor ama aslında tüketim daha fazla.

BİZİM ZAMANIMIZDA “TOKSİK İLİŞKİ" YOKTU, BİZ AŞK YAŞARDIK

Şimdilerde şu meşhur ‘toksik ilişki’ meselesi var. Siz hiç yaşadınız mı?

Bizim zamanımızda öyle bir kavram yoktu. Şimdi her yerde "toksik ilişki" deniyor. Biz aşk yaşardık. Adı da aşktı. Toksikmiş, şuymuş, buymuş... Bizim sözlüğümüzde öyle kelimeler yoktu.

Peki deliler gibi âşık olduğunuz zamanlar oldu mu?

Gençken tabii... 20'li yaşlarda insan aşkı çok daha farklı yaşıyor. Sonra yaş ilerledikçe hayata bakışınız da değişiyor. Aşk bitmiyor ama şekil değiştiriyor.

‘Sen Yoluna Git’i dinlerken kendimi adeta 90'lı yıllarda hissettim. Bugün neden eskisi gibi kalıcı şarkılar çıkmıyor sizce?

"Karam"

ŞARKILARIMIZ İNSANLARIN HAYATLARINA DOKUNDU

Peki bunun nedeni sanatçılar mı, dinleyici mi?

Aslında biraz Türkiye'nin değişen yapısıyla ilgili. 90'larda ve 2000'lerin başında ülkenin büyük çoğunluğu gençti. Bugün o tablo değişti. İnsanlar artık gençliklerinde yaşadıkları duyguları özlüyor. Bu yüzden de dönüp dolaşıp eski şarkıları dinliyorlar. Bugün Türkiye'de hangi gece kulübüne giderseniz gidin hâlâ 90'lar ve 2000'ler çalıyor. Benim "Bir Efsaneydi", "Karam" gibi şarkılarım hâlâ her yerde duyuluyor. Çünkü o şarkılar insanların hayatına dokundu. Bugün üretim çok gibi görünüyor ama aslında tüketim daha fazla.

Haber Resmi

İNSANLAR ESKİDEN YAŞADIĞI AŞKI, HEYECANI, MASUMİYETİ ÖZLÜYORYani sizce değişen dinleyici değil, duygular mı?Evet. İnsanlar kendi gençliklerini özlüyor. O yıllarda yaşadıkları aşkları, heyecanları yeniden hissetmek istiyorlar. Bugün o duyguları aynı şekilde yaşayamadıkları için de eski şarkılara dönüyorlar. İnsanlar eskiden yaşadığı aşkı, heyecanı, masumiyeti özlüyor. Bugün aynı duyguları bulamayınca dönüp eski şarkıları dinliyor.DAHA ROMANTİK BİR GENÇLİK VARDIBen sanki o dönemin müziğini de daha nitelikli buluyorum. Siz katılıyor musunuz?Katılıyorum. O dönem gerçekten daha romantik bir gençlik vardı. Şimdi ilişkiler çok daha hızlı başlıyor, çok daha hızlı bitiyor. Aşkın yaşanma biçimi değişti.Sizce gerçekten aşk da değişti mi?Biz hâlâ 90'lardan ve o güzel, temiz duygulardan çıkamadık. Çünkü insanlar konserlerde de, gece kulüplerinde de hâlâ o şarkıları istiyor. Bizim kuşağımızdaki sanatçıların neredeyse tamamı aynı şeyi yaşıyor. Tarkan da yeni şarkılar yaptı ama konserlerde en büyük tepkiyi yine eski şarkıları alıyor. Hepimiz için durum böyle.Peki siz hiç yeni akımlara uyayım diye düşündünüz mü? Rapçilerle düet yapmak ya da tarzınızı değiştirmek gibi...Hayır. Ben sound'umu hiç değiştirmedim. "Yeni jenerasyonu yakalayayım" diye hareket etmedim. Yanıma bir rapçi alayım, modaya uyayım gibi bir düşüncem hiç olmadı. Çünkü herkesin bir tarzı var. Ben de kendi çizgimde yürümeyi tercih ettim.BAZI ESERLER ZATEN İLK YORUMCUSUYLA UNUTULMAZ OLMUŞYapay zekâ, dijital efektler... Sizce müzikte doğallık kayboluyor mu?Kesinlikle. Radyoları dinliyorum. Seslerin çoğu o kadar işlenmiş ki birbirine benziyor. Üzerinde oynanmış, doğallığını kaybetmiş sesler duyuyorum. Bazen yarım saat radyo dinliyorsunuz, sanki aynı şarkı çalmaya devam ediyor gibi geliyor.Bir de son dönemde cover furyası var.Yeni jenerasyonun en çok yöneldiği şeylerden biri cover yapmak oldu. 90'ların şarkıları yeniden söyleniyor. İçlerinden gerçekten çok başarılı olanlar çıkıyor ama ardından herkes aynı şeyi yapmaya başlıyor. O zaman da ortaya çok fazla vasat iş çıkıyor. Bazen öyle cover'lar dinliyorum ki "Ben bunun orijinalini açıp dinleyeyim daha iyi" diyorum. Her şarkının yeniden söylenmesi gerekmiyor. Çünkü bazı eserler zaten ilk yorumcusuyla unutulmaz olmuş. 

İNSANLAR ESKİDEN YAŞADIĞI AŞKI, HEYECANI, MASUMİYETİ ÖZLÜYOR

Yani sizce değişen dinleyici değil, duygular mı?

Evet. İnsanlar kendi gençliklerini özlüyor. O yıllarda yaşadıkları aşkları, heyecanları yeniden hissetmek istiyorlar. Bugün o duyguları aynı şekilde yaşayamadıkları için de eski şarkılara dönüyorlar. İnsanlar eskiden yaşadığı aşkı, heyecanı, masumiyeti özlüyor. Bugün aynı duyguları bulamayınca dönüp eski şarkıları dinliyor.

DAHA ROMANTİK BİR GENÇLİK VARDI

Ben sanki o dönemin müziğini de daha nitelikli buluyorum. Siz katılıyor musunuz?

Katılıyorum. O dönem gerçekten daha romantik bir gençlik vardı. Şimdi ilişkiler çok daha hızlı başlıyor, çok daha hızlı bitiyor. Aşkın yaşanma biçimi değişti.

Sizce gerçekten aşk da değişti mi?

Biz hâlâ 90'lardan ve o güzel, temiz duygulardan çıkamadık. Çünkü insanlar konserlerde de, gece kulüplerinde de hâlâ o şarkıları istiyor. Bizim kuşağımızdaki sanatçıların neredeyse tamamı aynı şeyi yaşıyor. Tarkan da yeni şarkılar yaptı ama konserlerde en büyük tepkiyi yine eski şarkıları alıyor. Hepimiz için durum böyle.

Peki siz hiç yeni akımlara uyayım diye düşündünüz mü? Rapçilerle düet yapmak ya da tarzınızı değiştirmek gibi...

Hayır. Ben sound'umu hiç değiştirmedim. "Yeni jenerasyonu yakalayayım" diye hareket etmedim. Yanıma bir rapçi alayım, modaya uyayım gibi bir düşüncem hiç olmadı. Çünkü herkesin bir tarzı var. Ben de kendi çizgimde yürümeyi tercih ettim.

BAZI ESERLER ZATEN İLK YORUMCUSUYLA UNUTULMAZ OLMUŞ

Yapay zekâ, dijital efektler... Sizce müzikte doğallık kayboluyor mu?

Kesinlikle. Radyoları dinliyorum. Seslerin çoğu o kadar işlenmiş ki birbirine benziyor. Üzerinde oynanmış, doğallığını kaybetmiş sesler duyuyorum. Bazen yarım saat radyo dinliyorsunuz, sanki aynı şarkı çalmaya devam ediyor gibi geliyor.

Bir de son dönemde cover furyası var.

Yeni jenerasyonun en çok yöneldiği şeylerden biri cover yapmak oldu. 90'ların şarkıları yeniden söyleniyor. İçlerinden gerçekten çok başarılı olanlar çıkıyor ama ardından herkes aynı şeyi yapmaya başlıyor. O zaman da ortaya çok fazla vasat iş çıkıyor. Bazen öyle cover'lar dinliyorum ki "Ben bunun orijinalini açıp dinleyeyim daha iyi" diyorum. Her şarkının yeniden söylenmesi gerekmiyor. Çünkü bazı eserler zaten ilk yorumcusuyla unutulmaz olmuş.

 

Haber Resmi

HEPİMİZ ÇOK İDEALİSTTİKBugün yapay zekâ sayesinde sesi bile olmayan biri, kusursuz bir sesle şarkı söyleyebiliyor. Siz bu değişimi nasıl değerlendiriyorsunuz?Açıkçası çok doğal bulmuyorum. Bugünkü gençler evlerinde kayıt yapıp şarkılarını yayınlayabiliyor ama bizlerin yaşadıklarınız bambaşkaydı, daha mücadele ve zorluklarla, bedeller ödenerek geçti. Parasız kaldığımız, kiramızı ödeyemediğimiz yıllar olmuş...Hepimiz yaşadık bunları. 1983-1986 arası gerçekten çok zor geçti. Birçok sanatçı arkadaşım da aynı sıkıntıları yaşadı ama hepimiz çok idealisttik.KOLAY KAZANILAN ŞÖHRETİN DEĞERİ BİLİNMİYORSizi ayakta tutan şey neydi?Sanat aşkı… Ayrıca başarmak zorundaydık. Başka seçeneğimiz yoktu.Kolay kazanılan şöhretin değeri bilinmiyor. Ben bedel ödedim. Belki bu yüzden sahip olduklarımın kıymetini daha iyi biliyorum. Hatta prodüktörlük yaptığım bazı sanatçılar için bazen bunu düşündüm. Ben onlara birçok şeyi çok kolay sundum. Repertuvarını hazırladım, klibini çektim, promosyonunu yaptım. Belki de şöhrete fazla kolay ulaştıkları için onun değerini tam hissedemediler.Hiç pişman olduğunuz bir sanatçı oldu mu? "Keşke onunla çalışmasaydım" dediğiniz biri...Hayır, hiç olmadı. İnsanları doğru seçtiğimi düşünüyorum. Hepsi doğru zamanda, doğru yerdeydi. Elbette benim de hatalarım olmuştur ama yaptığımız işlerden gurur duyuyorum. 

HEPİMİZ ÇOK İDEALİSTTİK

Bugün yapay zekâ sayesinde sesi bile olmayan biri, kusursuz bir sesle şarkı söyleyebiliyor. Siz bu değişimi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Açıkçası çok doğal bulmuyorum. Bugünkü gençler evlerinde kayıt yapıp şarkılarını yayınlayabiliyor ama bizlerin yaşadıklarınız bambaşkaydı, daha mücadele ve zorluklarla, bedeller ödenerek geçti. Parasız kaldığımız, kiramızı ödeyemediğimiz yıllar olmuş...Hepimiz yaşadık bunları. 1983-1986 arası gerçekten çok zor geçti. Birçok sanatçı arkadaşım da aynı sıkıntıları yaşadı ama hepimiz çok idealisttik.

KOLAY KAZANILAN ŞÖHRETİN DEĞERİ BİLİNMİYOR

Sizi ayakta tutan şey neydi?

Sanat aşkı… Ayrıca başarmak zorundaydık. Başka seçeneğimiz yoktu.

Kolay kazanılan şöhretin değeri bilinmiyor. Ben bedel ödedim. Belki bu yüzden sahip olduklarımın kıymetini daha iyi biliyorum. Hatta prodüktörlük yaptığım bazı sanatçılar için bazen bunu düşündüm. Ben onlara birçok şeyi çok kolay sundum. Repertuvarını hazırladım, klibini çektim, promosyonunu yaptım. Belki de şöhrete fazla kolay ulaştıkları için onun değerini tam hissedemediler.

Hiç pişman olduğunuz bir sanatçı oldu mu? "Keşke onunla çalışmasaydım" dediğiniz biri...

Hayır, hiç olmadı. İnsanları doğru seçtiğimi düşünüyorum. Hepsi doğru zamanda, doğru yerdeydi. Elbette benim de hatalarım olmuştur ama yaptığımız işlerden gurur duyuyorum.

 

Haber Resmi

HAYATIM HEP MÜCADELEYLE GEÇTİYeni nesil sizce daha mı şanslı yoksa sizin döneminiz mi?Bence bunu kıyaslamak doğru olmaz. O günün de kendine göre zorlukları vardı, bugünün de var. Bugün inanılmaz bir rekabet var. Her gün yüzlerce şarkı çıkıyor ama o kadar çok isim var ki insanların arasından sıyrılıp A klasmanına geçmek, gerçek anlamda star olmak çok zor.Peki yeni müziği takip ediyor musunuz?Hayır, dinlemiyorum.Neden? Sonuçta siz de müzisyensiniz.Çünkü bana göre kötü. Bu benim kişisel fikrim. Kimseyi küçümsemiyorum ama kulağımı tırmalıyor. Dinlediğim zaman keyif almıyorum. Bu, "Kimse müzik yapmasın" demek değil. Herkes istediğini yapsın. Ben sadece dinlemiyorum.Sahneye ilk çıktığınız, kimsenin sizi tanımadığı günlerden bir anda büyük bir yıldız olduğunuz dönemi düşündüğünüzde aklınıza ilk ne geliyor?Mücadele geliyor. Benim hayatım hep mücadeleyle geçti. Hâlâ da devam ediyor. Çünkü ben sadece sanatçı değilim. Aynı zamanda prodüktörüm. Patronum. Benim adıma kimse savaşmıyor. Ben kendi hakkımı kendim koruyorum.BİZİM DÖNEMİMİZDE KİMSE KİMSEYİ KISKANMAZ, DESTEK OLURDU90'lar popunun sırrı neydi? Aradan onca yıl geçti ama hâlâ düğünlerde, arabalarda, plajlarda o şarkılar çalıyor.Çünkü biz arkadaştık. Birbirimizin başarısından rahatsız olmazdık. Birbirimizin albümlerine vokal yapardık. Bugün eski albümlere bakıyorum; Mustafa Sandal var, Reyhan Karaca var, Özlem Tekin var... Hepimiz birbirimizin işine destek olmuşuz. Kimse kimseyi kıskanmıyordu. Bugün o samimiyet kalmadı. İşte 90'ların ruhu buydu. 

HAYATIM HEP MÜCADELEYLE GEÇTİ

Yeni nesil sizce daha mı şanslı yoksa sizin döneminiz mi?

Bence bunu kıyaslamak doğru olmaz. O günün de kendine göre zorlukları vardı, bugünün de var. Bugün inanılmaz bir rekabet var. Her gün yüzlerce şarkı çıkıyor ama o kadar çok isim var ki insanların arasından sıyrılıp A klasmanına geçmek, gerçek anlamda star olmak çok zor.

Peki yeni müziği takip ediyor musunuz?

Hayır, dinlemiyorum.

Neden? Sonuçta siz de müzisyensiniz.

Çünkü bana göre kötü. Bu benim kişisel fikrim. Kimseyi küçümsemiyorum ama kulağımı tırmalıyor. Dinlediğim zaman keyif almıyorum. Bu, "Kimse müzik yapmasın" demek değil. Herkes istediğini yapsın. Ben sadece dinlemiyorum.

Sahneye ilk çıktığınız, kimsenin sizi tanımadığı günlerden bir anda büyük bir yıldız olduğunuz dönemi düşündüğünüzde aklınıza ilk ne geliyor?

Mücadele geliyor. Benim hayatım hep mücadeleyle geçti. Hâlâ da devam ediyor. Çünkü ben sadece sanatçı değilim. Aynı zamanda prodüktörüm. Patronum. Benim adıma kimse savaşmıyor. Ben kendi hakkımı kendim koruyorum.

BİZİM DÖNEMİMİZDE KİMSE KİMSEYİ KISKANMAZ, DESTEK OLURDU

90'lar popunun sırrı neydi? Aradan onca yıl geçti ama hâlâ düğünlerde, arabalarda, plajlarda o şarkılar çalıyor.

Çünkü biz arkadaştık. Birbirimizin başarısından rahatsız olmazdık. Birbirimizin albümlerine vokal yapardık. Bugün eski albümlere bakıyorum; Mustafa Sandal var, Reyhan Karaca var, Özlem Tekin var... Hepimiz birbirimizin işine destek olmuşuz. Kimse kimseyi kıskanmıyordu. Bugün o samimiyet kalmadı. İşte 90'ların ruhu buydu.

 

Haber Resmi

KARİYERİM TEK BİR DÖNEME SIĞMAYACAK KADAR UZUNBen sizi sadece "90'ların sanatçısı" olarak görmüyorum. Çünkü siz bugün de üretmeye devam ediyorsunuz.İşte benim itiraz ettiğim nokta da bu. "90'lar sanatçısı" denince sanki o dönemde bir şarkı yapmış, sonra kaybolmuş insanlar gibi bir algı oluşuyor. Oysa ben 90'larda da vardım, 2000'lerde de vardım, bugün de buradayım. Aslında kariyerim tek bir döneme sığmayacak kadar uzun... Mesela "Karam" 2000'lerde yılın en çok konuşulan şarkılarından biri oldu. Arada on yılı aşkın bir fark var. O yüzden beni sadece "90'lar" diye tanımlamak bana çok doğru gelmiyor.Geçmişi özlüyor musunuz?Hayır. Ben hiçbir zaman geçmişe takılan biri olmadım. Çok güzel yıllar yaşadım ama hep önüme bakarım.Enerjiniz hâlâ ilk günkü gibi... Bunun sırrı ne?Üretmek. Ben sadece şarkı söyleyen biri olmadım. Sektörde birçok projeye öncülük ettim. Hâlâ da üretmeye devam ediyorum.

KARİYERİM TEK BİR DÖNEME SIĞMAYACAK KADAR UZUN

Ben sizi sadece "90'ların sanatçısı" olarak görmüyorum. Çünkü siz bugün de üretmeye devam ediyorsunuz.

İşte benim itiraz ettiğim nokta da bu. "90'lar sanatçısı" denince sanki o dönemde bir şarkı yapmış, sonra kaybolmuş insanlar gibi bir algı oluşuyor. Oysa ben 90'larda da vardım, 2000'lerde de vardım, bugün de buradayım. Aslında kariyerim tek bir döneme sığmayacak kadar uzun... Mesela "Karam" 2000'lerde yılın en çok konuşulan şarkılarından biri oldu. Arada on yılı aşkın bir fark var. O yüzden beni sadece "90'lar" diye tanımlamak bana çok doğru gelmiyor.

Geçmişi özlüyor musunuz?

Hayır. Ben hiçbir zaman geçmişe takılan biri olmadım. Çok güzel yıllar yaşadım ama hep önüme bakarım.

Enerjiniz hâlâ ilk günkü gibi... Bunun sırrı ne?

Üretmek. Ben sadece şarkı söyleyen biri olmadım. Sektörde birçok projeye öncülük ettim. Hâlâ da üretmeye devam ediyorum.

Haber Resmi

DEĞİŞMEYEN TEK ŞEY DEĞİŞİMGenç sanatçılara vereceğiniz en önemli tavsiye ne olur?Açıkçası kimseye akıl vermeyi doğru bulmuyorum. Biz de kendi yolumuzu yürüyerek öğrendik. Onlar da kendi yollarını bulacaklar. Değişmeyen tek şey değişim.ŞÖHRET OLMAK BAŞKA, KALICI OLMAK BAŞKAŞöhret kavramı da çok değişti. Artık milyonlarca takipçisi olan herkes ünlü kabul ediliyor. Siz nasıl bakıyorsunuz buna?Şöhret olmak başka, kalıcı olmak başka. Bugün milyonlarca takipçisi olan insanlar var. Ancak bir konser veriyorlar, salonu dolduramıyorlar. Öte yandan Sezen Aksu'nun sosyal medyada çok büyük takipçi sayıları olmayabilir ama konser biletleri dakikalar içinde tükeniyor. Demek ki mesele takipçi değil. Kalıcı işler üretmek. Eskiden şarkılar konuşulurdu. Şimdi sanatçının ne giydiği konuşuluyor. Harbiye'de konser oluyor, ertesi gün şarkılar değil kostümler haber oluyor. "Elbisesi nasıldı?", "Transparan mıydı?"... Artık müzik geri planda kaldı. Bu benim sadece bir tespitim. Bunun da kolay kolay değişeceğini sanmıyorum. Çünkü artık sistemi yönlendiren başka dinamikler var. Ben magazinle gündemde olmaya çalışan bir sanatçı değilim. Benim derdim hep müzik oldu.40 YIL AYAKTA KALMAK KOLAY DEĞİLPeki bugünün genç sanatçılarında sizi heyecanlandıran isimler var mı?Ben öyle yorum yapmayı doğru bulmuyorum. Çünkü zamanında bana da "Hakan Peker kalıcı olamaz" diyenler oldu. Bugün dönüp baktığımızda bunun doğru olmadığını görüyoruz. Kim kalıcı olur, kim olmaz... Buna zaman karar verir. 40 yıl ayakta kalmak kolay değil... Büyük uzun bir yolculuktan söz ediyoruz. Ben 18 yaşımdan beri bu sektörün içindeyim. Hayatım bu müziğin içinde geçti. 

DEĞİŞMEYEN TEK ŞEY DEĞİŞİM

Genç sanatçılara vereceğiniz en önemli tavsiye ne olur?

Açıkçası kimseye akıl vermeyi doğru bulmuyorum. Biz de kendi yolumuzu yürüyerek öğrendik. Onlar da kendi yollarını bulacaklar. Değişmeyen tek şey değişim.

ŞÖHRET OLMAK BAŞKA, KALICI OLMAK BAŞKA

Şöhret kavramı da çok değişti. Artık milyonlarca takipçisi olan herkes ünlü kabul ediliyor. Siz nasıl bakıyorsunuz buna?

Şöhret olmak başka, kalıcı olmak başka. Bugün milyonlarca takipçisi olan insanlar var. Ancak bir konser veriyorlar, salonu dolduramıyorlar. Öte yandan Sezen Aksu'nun sosyal medyada çok büyük takipçi sayıları olmayabilir ama konser biletleri dakikalar içinde tükeniyor. Demek ki mesele takipçi değil. Kalıcı işler üretmek. Eskiden şarkılar konuşulurdu. Şimdi sanatçının ne giydiği konuşuluyor. Harbiye'de konser oluyor, ertesi gün şarkılar değil kostümler haber oluyor. "Elbisesi nasıldı?", "Transparan mıydı?"... Artık müzik geri planda kaldı. Bu benim sadece bir tespitim. Bunun da kolay kolay değişeceğini sanmıyorum. Çünkü artık sistemi yönlendiren başka dinamikler var. Ben magazinle gündemde olmaya çalışan bir sanatçı değilim. Benim derdim hep müzik oldu.

40 YIL AYAKTA KALMAK KOLAY DEĞİL

Peki bugünün genç sanatçılarında sizi heyecanlandıran isimler var mı?

Ben öyle yorum yapmayı doğru bulmuyorum. Çünkü zamanında bana da "Hakan Peker kalıcı olamaz" diyenler oldu. Bugün dönüp baktığımızda bunun doğru olmadığını görüyoruz. Kim kalıcı olur, kim olmaz... Buna zaman karar verir. 40 yıl ayakta kalmak kolay değil... Büyük uzun bir yolculuktan söz ediyoruz. Ben 18 yaşımdan beri bu sektörün içindeyim. Hayatım bu müziğin içinde geçti.

 

Haber Resmi

BİZ BÜYÜKLERİMİZE GERÇEKTEN SAYGI DUYARDIKPeki bugünün gençleriyle sizin kuşağınız arasındaki en büyük fark ne?Saygı. Biz büyüklerimize gerçekten saygı duyardık. Onlardan bir şey öğrenmeye çalışırdık. Bugün maalesef aynı saygıyı çok göremiyorum.Hiç büyük rekabetler yaşadınız mı? Tarkan, Kenan Doğulu, Mustafa Sandal...Hayır. Ben hiçbir zaman kendime rakip aramadım. Kendi yaptığım işe baktım.Herkesin bu sektörde ayrı bir yeri var. Birinin başarılı olması diğerinin başarısız olacağı anlamına gelmez. O yüzden hep birbirimize saygı duyduk."Pop müzik bitti" diyenlere katılıyor musunuz?Hayır. Pop müzik hiçbir zaman bitmez. Rap de olur, pop da olur. Müzik değişir ama pop müzik hep var olur.Yıllar geçiyor ama sizi sevenlerin sayısı hiç azalmıyor. Hatta artık Z kuşağı da sizi ezbere biliyor. Bu sizde nasıl bir duygu uyandırıyor?Konserlerde bunu birebir görüyorum. İnanılmaz bir tablo var: 13 yaşındaki çocuk da geliyor, 17 yaşındaki genç de, 69 yaşındaki dinleyicim de... Geçenlerde bir konserimde 69 yaşında bir hanımefendiyle tanıştım. Yanında da 13 yaşındaki torunu vardı. Kadıncağızın kulağı çok iyi duymuyordu ama sırf beni görmek için gelmiş. Torununa dönüp, "Sen kaç yaşındasın?" diye sordum. "13" dedi. "Sen beni nereden tanıyorsun?" diye sorunca da çok duygulandım. "Babaannem dinletti" dedi. Üstelik bütün şarkıları ezbere biliyordu. Düşünsene... Ben o şarkıları yaptığımda o çocuk daha dünyada bile yoktu. İnternetin ve dijital platformların da büyük katkısı var tabii. Klipleri izliyorlar, şarkıları dinliyorlar. Sonra onlar da bizim dinleyicimiz oluyor.Sosyal medyayla aranız nasıl? Artık sanatçılar neredeyse hayatlarını orada yaşıyor.Artık sosyal medya bizim basın bültenimiz gibi oldu. Eskiden bir haberin çıkması için röportaj yapardınız, şimdi yaptığınız paylaşım ertesi gün haber oluyor. Babalar Günü'nde oğlum Burak'la bir fotoğraf paylaşıyorum, ertesi gün bütün gazetelerde "Hakan Peker oğluyla Babalar Günü'nü kutladı" haberleri çıkıyor. Artık bizim sosyal medyada paylaştığımız her şey haber değeri taşıyor. Ancak bir yandan da o eski gizem kayboldu. Eskiden sanatçılar çok daha ulaşılmazdı. Bizim dönemimizde de müzik dergileri, röportajlar vardı ama bu kadar hayatın içinde değildik. İnsanlar bizi merak ederdi. Evimizi, ailemizi, nasıl yaşadığımızı bilmezlerdi. Şimdi her şey göz önünde yaşanıyor.Yaş almak sizi korkutuyor mu?Hayır, hiç korkutmuyor. Birçok insan yaş aldıkça bununla yüzleşmekte zorlanıyor. Ben aynaya baktığımda kendimi yaşlı hissetmiyorum. İnsan önce ruhunda yaşlanıyor. Eğer enerjiniz varsa, hayata hâlâ heyecanla bakıyorsanız, çevrenizde sizi dinamik tutan insanlar varsa yaşın çok da önemi kalmıyor.Peki dönüp ülkeye baktığınızda sizi en çok ne üzüyor? Sizce en büyük kaybımız ne oldu?Bence manevi değerlerimizi kaybettik. Eskiden insanlar birbirine daha çok sahip çıkardı. Son yıllarda bunu giderek daha az görmeye başladık. Mesela bir sanatçıyı kaybediyoruz... Cenazesine bakıyorsunuz, olması gereken kalabalıklar yok. Bu beni gerçekten üzüyor. İnsan yaşarken çok ilgi görüyor, etrafında kalabalıklar oluyor. Ancak o popülerlik bittiği anda bir bakıyorsunuz, kimse kalmamış.

BİZ BÜYÜKLERİMİZE GERÇEKTEN SAYGI DUYARDIK

Peki bugünün gençleriyle sizin kuşağınız arasındaki en büyük fark ne?

Saygı. Biz büyüklerimize gerçekten saygı duyardık. Onlardan bir şey öğrenmeye çalışırdık. Bugün maalesef aynı saygıyı çok göremiyorum.

Hiç büyük rekabetler yaşadınız mı? Tarkan, Kenan Doğulu, Mustafa Sandal...

Hayır. Ben hiçbir zaman kendime rakip aramadım. Kendi yaptığım işe baktım.

Herkesin bu sektörde ayrı bir yeri var. Birinin başarılı olması diğerinin başarısız olacağı anlamına gelmez. O yüzden hep birbirimize saygı duyduk.

"Pop müzik bitti" diyenlere katılıyor musunuz?

Hayır. Pop müzik hiçbir zaman bitmez. Rap de olur, pop da olur. Müzik değişir ama pop müzik hep var olur.

Yıllar geçiyor ama sizi sevenlerin sayısı hiç azalmıyor. Hatta artık Z kuşağı da sizi ezbere biliyor. Bu sizde nasıl bir duygu uyandırıyor?

Konserlerde bunu birebir görüyorum. İnanılmaz bir tablo var: 13 yaşındaki çocuk da geliyor, 17 yaşındaki genç de, 69 yaşındaki dinleyicim de... Geçenlerde bir konserimde 69 yaşında bir hanımefendiyle tanıştım. Yanında da 13 yaşındaki torunu vardı. Kadıncağızın kulağı çok iyi duymuyordu ama sırf beni görmek için gelmiş. Torununa dönüp, "Sen kaç yaşındasın?" diye sordum. "13" dedi. "Sen beni nereden tanıyorsun?" diye sorunca da çok duygulandım. "Babaannem dinletti" dedi. Üstelik bütün şarkıları ezbere biliyordu. Düşünsene... Ben o şarkıları yaptığımda o çocuk daha dünyada bile yoktu. İnternetin ve dijital platformların da büyük katkısı var tabii. Klipleri izliyorlar, şarkıları dinliyorlar. Sonra onlar da bizim dinleyicimiz oluyor.

Sosyal medyayla aranız nasıl? Artık sanatçılar neredeyse hayatlarını orada yaşıyor.

Artık sosyal medya bizim basın bültenimiz gibi oldu. Eskiden bir haberin çıkması için röportaj yapardınız, şimdi yaptığınız paylaşım ertesi gün haber oluyor. Babalar Günü'nde oğlum Burak'la bir fotoğraf paylaşıyorum, ertesi gün bütün gazetelerde "Hakan Peker oğluyla Babalar Günü'nü kutladı" haberleri çıkıyor. Artık bizim sosyal medyada paylaştığımız her şey haber değeri taşıyor. Ancak bir yandan da o eski gizem kayboldu. Eskiden sanatçılar çok daha ulaşılmazdı. Bizim dönemimizde de müzik dergileri, röportajlar vardı ama bu kadar hayatın içinde değildik. İnsanlar bizi merak ederdi. Evimizi, ailemizi, nasıl yaşadığımızı bilmezlerdi. Şimdi her şey göz önünde yaşanıyor.

Yaş almak sizi korkutuyor mu?

Hayır, hiç korkutmuyor. Birçok insan yaş aldıkça bununla yüzleşmekte zorlanıyor. Ben aynaya baktığımda kendimi yaşlı hissetmiyorum. İnsan önce ruhunda yaşlanıyor. Eğer enerjiniz varsa, hayata hâlâ heyecanla bakıyorsanız, çevrenizde sizi dinamik tutan insanlar varsa yaşın çok da önemi kalmıyor.

Peki dönüp ülkeye baktığınızda sizi en çok ne üzüyor? Sizce en büyük kaybımız ne oldu?

Bence manevi değerlerimizi kaybettik. Eskiden insanlar birbirine daha çok sahip çıkardı. Son yıllarda bunu giderek daha az görmeye başladık. Mesela bir sanatçıyı kaybediyoruz... Cenazesine bakıyorsunuz, olması gereken kalabalıklar yok. Bu beni gerçekten üzüyor. İnsan yaşarken çok ilgi görüyor, etrafında kalabalıklar oluyor. Ancak o popülerlik bittiği anda bir bakıyorsunuz, kimse kalmamış.

Haber Resmi

DOSTLARIMIN, SEVDİKLERİMİN CENAZESİNDE FOTOĞRAF ÇEKTİRMEK İSTEYENLER BENİ ÇOK ÜZÜYORHiç ölüm korkunuz var mı? Allah uzun ömür versin ama insan ister istemez düşünüyor.Açık konuşayım... Eskiden kendi kendime, "Acaba neden bazı sanatçılar cenazelere gelmiyor?" diye düşünürdüm. Sonra yaş aldıkça onları daha iyi anlamaya başladım.Neyi fark ettiniz?Bir süre sonra psikolojik olarak kaldırmak zorlaşıyor. Her cenazede bir dostunuzu uğurluyorsunuz. Bu da insanın moralini bozuyor, sağlığını etkiliyor. Bir de cenazeye gidiyorsunuz, tam o sırada biri geliyor, "Bir fotoğraf çekilebilir miyiz?" diyor. Ben oraya arkadaşımı uğurlamaya gitmişim. Orası fotoğraf çektirme yeri değil. İnsan gerçekten üzülüyor.Çok genç görünüyorsunuz. Torun sahibi biri olmanıza rağmen 30’larda gibisiniz. Bunun bir sırrı var mı?Öyle çok büyük bir sırrı yok aslında. Ben de arkadaşlarıma takılıyorum, "Siz niye bu kadar çabuk yaşlanıyorsunuz?" diye. Ben hiçbir zaman gece kulüplerinde sabaha kadar çalışmadım. Bar programları yapmadım. Daha çok konser sanatçısı oldum. Konserimi verdim, işime baktım. Sabah şirketime gittim, akşam konserime çıktım. Daha düzenli bir hayat yaşadım. Alkol yok...Düzenli uyku var. Spor var. Dans zaten hayatımın içinde. Düzenli beslenmeye de dikkat ediyorum. Herhalde bunların hepsi üst üste gelince insan kendini daha iyi koruyor.ÜLKEMLE İLGİLİ KONULARA HER ZAMAN DUYARLI OLDUMBiraz da gündeme gelelim... Son yıllarda birçok sanatçı siyasi açıklamalarıyla öne çıkıyor. Siz ise hep çizginizi korudunuz. Bunun özel bir nedeni var mı?Aslında insanlar beni apolitik zannediyor ama öyle değil. Ben ülkemle ilgili konulara her zaman duyarlı oldum. Farklı dönemlerde farklı görevler de üstlendim. Cumhurbaşkanlığı'nın davetlerine de katıldım, sanatçı buluşmalarında da yer aldım. Ülkemiz için yapılacak güzel işlerde elimizden gelen desteği vermeye çalıştık. Ben insanları ayırmıyorum. İnsanlar bana hiçbir zaman "Bizden" ya da "Bizden değil" diye bakmadı. Ben de hiçbir zaman insanları öyle ayırmadım. Sanatın birleştirici olduğuna inanıyorum.Sanatçı mutlaka muhalif olmalı diyenlere katılıyor musunuz?Bu, tamamen kişinin kendi tercihi. Herkesin bir duruşu vardır. Ben çok sert siyasi söylemler kullanmayı seven biri değilim. Kendi çizgimi bugüne kadar nasıl koruduysam, bundan sonra da aynı şekilde devam edeceğim.Son olarak sizi sevenleri neler bekliyor?Yeni bir şarkımız geliyor. Adı "Tanrı Kadını Yaratmış." Çok güçlü bir aşk şarkısı. "Tanrı kadını yaratmış ama seni biraz abartmış..." diyor. Kadını yücelten, ona değer veren bir şarkı oldu.Kadına yönelik şiddetin bu kadar arttığı bir dönemde böyle bir şarkı söylemek de çok anlamlı...Kesinlikle. Bir erkek olarak kadına yönelik şiddetten nefret ediyorum.Aynı şekilde hayvanlara yapılan şiddetten de nefret ediyorum. Dilerim insanlar birbirine daha çok sevgiyle yaklaşır. Biz de bu şarkıyla o sevgiye küçük de olsa bir katkı sunabilirsek ne mutlu bize. 

DOSTLARIMIN, SEVDİKLERİMİN CENAZESİNDE FOTOĞRAF ÇEKTİRMEK İSTEYENLER BENİ ÇOK ÜZÜYOR

Hiç ölüm korkunuz var mı? Allah uzun ömür versin ama insan ister istemez düşünüyor.

Açık konuşayım... Eskiden kendi kendime, "Acaba neden bazı sanatçılar cenazelere gelmiyor?" diye düşünürdüm. Sonra yaş aldıkça onları daha iyi anlamaya başladım.

Neyi fark ettiniz?

Bir süre sonra psikolojik olarak kaldırmak zorlaşıyor. Her cenazede bir dostunuzu uğurluyorsunuz. Bu da insanın moralini bozuyor, sağlığını etkiliyor. Bir de cenazeye gidiyorsunuz, tam o sırada biri geliyor, "Bir fotoğraf çekilebilir miyiz?" diyor. Ben oraya arkadaşımı uğurlamaya gitmişim. Orası fotoğraf çektirme yeri değil. İnsan gerçekten üzülüyor.

Çok genç görünüyorsunuz. Torun sahibi biri olmanıza rağmen 30’larda gibisiniz. Bunun bir sırrı var mı?

Öyle çok büyük bir sırrı yok aslında. Ben de arkadaşlarıma takılıyorum, "Siz niye bu kadar çabuk yaşlanıyorsunuz?" diye. Ben hiçbir zaman gece kulüplerinde sabaha kadar çalışmadım. Bar programları yapmadım. Daha çok konser sanatçısı oldum. Konserimi verdim, işime baktım. Sabah şirketime gittim, akşam konserime çıktım. Daha düzenli bir hayat yaşadım. Alkol yok...Düzenli uyku var. Spor var. Dans zaten hayatımın içinde. Düzenli beslenmeye de dikkat ediyorum. Herhalde bunların hepsi üst üste gelince insan kendini daha iyi koruyor.

ÜLKEMLE İLGİLİ KONULARA HER ZAMAN DUYARLI OLDUM

Biraz da gündeme gelelim... Son yıllarda birçok sanatçı siyasi açıklamalarıyla öne çıkıyor. Siz ise hep çizginizi korudunuz. Bunun özel bir nedeni var mı?

Aslında insanlar beni apolitik zannediyor ama öyle değil. Ben ülkemle ilgili konulara her zaman duyarlı oldum. Farklı dönemlerde farklı görevler de üstlendim. Cumhurbaşkanlığı'nın davetlerine de katıldım, sanatçı buluşmalarında da yer aldım. Ülkemiz için yapılacak güzel işlerde elimizden gelen desteği vermeye çalıştık. Ben insanları ayırmıyorum. İnsanlar bana hiçbir zaman "Bizden" ya da "Bizden değil" diye bakmadı. Ben de hiçbir zaman insanları öyle ayırmadım. Sanatın birleştirici olduğuna inanıyorum.

Sanatçı mutlaka muhalif olmalı diyenlere katılıyor musunuz?

Bu, tamamen kişinin kendi tercihi. Herkesin bir duruşu vardır. Ben çok sert siyasi söylemler kullanmayı seven biri değilim. Kendi çizgimi bugüne kadar nasıl koruduysam, bundan sonra da aynı şekilde devam edeceğim.

Son olarak sizi sevenleri neler bekliyor?

Yeni bir şarkımız geliyor. Adı "Tanrı Kadını Yaratmış." Çok güçlü bir aşk şarkısı. "Tanrı kadını yaratmış ama seni biraz abartmış..." diyor. Kadını yücelten, ona değer veren bir şarkı oldu.

Kadına yönelik şiddetin bu kadar arttığı bir dönemde böyle bir şarkı söylemek de çok anlamlı...

Kesinlikle. Bir erkek olarak kadına yönelik şiddetten nefret ediyorum.

Aynı şekilde hayvanlara yapılan şiddetten de nefret ediyorum. Dilerim insanlar birbirine daha çok sevgiyle yaklaşır. Biz de bu şarkıyla o sevgiye küçük de olsa bir katkı sunabilirsek ne mutlu bize.

 

Haber Resmi

ZAFER ABİMLE DÜET YAPABİLİRİZBir de sizin kadar sevilen bir isim daha var; abiniz Zafer Peker. Kendisi nerelerde, ne yapıyor? Hiç kardeş rekabeti yaşadınız mı? Sonuçta aynı aileden iki sanatçı çıkınca ister istemez insanlar bunu merak ediyor.Hiç yaşamadık. Hatta tam tersine, abime albüm yapan benim. Evet. Ben ikinci albümümü çıkardıktan sonra ona, "Abi, sana da albüm yapalım" dedim.Şaşırdı. "Bana mı?" dedi. "Evet" dedim. Prodüktörlüğünü de ben yaptım. Yani onu engellemek bir yana, hep destek oldum. Ben onun başarılı olmasını hep istedim. Hatta gittiğimiz her yerde gururla, "Bu benim abim" derdim. İnsanlar onu da çok sevdi. "Sensiz Sabah Olmuyor" hâlâ dillerde. Bugün bile ona sürekli, "Hadi abi, sana yeniden bir şarkı yapalım" diyorum.Peki neden istemiyor?"Gerek yok, artık sıkıldım" diyor ama ben vazgeçmiş değilim. Bir gün mutlaka ikna edeceğim. Aslında daha önce konserimde birlikte söylemiştik. Çok da güzel olmuştu. Yine yapabiliriz. Belki bir düet gelir.  İnsanlar büyük ihtimalle aynı sesi dinliyormuş gibi hissedecek. Aramızda çok büyük bir ton farkı yok zaten.

ZAFER ABİMLE DÜET YAPABİLİRİZ

Bir de sizin kadar sevilen bir isim daha var; abiniz Zafer Peker. Kendisi nerelerde, ne yapıyor? Hiç kardeş rekabeti yaşadınız mı? Sonuçta aynı aileden iki sanatçı çıkınca ister istemez insanlar bunu merak ediyor.

Hiç yaşamadık. Hatta tam tersine, abime albüm yapan benim. Evet. Ben ikinci albümümü çıkardıktan sonra ona, "Abi, sana da albüm yapalım" dedim.

Şaşırdı. "Bana mı?" dedi. "Evet" dedim. Prodüktörlüğünü de ben yaptım. Yani onu engellemek bir yana, hep destek oldum. Ben onun başarılı olmasını hep istedim. Hatta gittiğimiz her yerde gururla, "Bu benim abim" derdim. İnsanlar onu da çok sevdi. "Sensiz Sabah Olmuyor" hâlâ dillerde. Bugün bile ona sürekli, "Hadi abi, sana yeniden bir şarkı yapalım" diyorum.

Peki neden istemiyor?

"Gerek yok, artık sıkıldım" diyor ama ben vazgeçmiş değilim. Bir gün mutlaka ikna edeceğim. Aslında daha önce konserimde birlikte söylemiştik. Çok da güzel olmuştu. Yine yapabiliriz. Belki bir düet gelir.  İnsanlar büyük ihtimalle aynı sesi dinliyormuş gibi hissedecek. Aramızda çok büyük bir ton farkı yok zaten.