Atatürk 100

Trump 'seçimler hileli' dedi, Çin'i suçladı: 4 başlıkta ABD'yi sarsan ulusa sesleniş konuşması

Tarih: 17.07.2026 - 14:42

ABD Başkanı Donald Trump, dün akşam saatlerinde yaptığı ulusa sesleniş konuşmasında ABD'deki seçim sisteminin güvenilmez ve dış müdahaleye açık olduğunu söyledi. Trump, Çin ve Venezuela'nın seçimlere müdahale ettiğini öne sürerken, selefleri Barack Obama ve Joe Biden'ı da suçladı

Haber Resmi

Amerika Birleşik Devletleri'nde Kongre'deki dengeleri değiştirebilecek Kasım 2026 ara seçimleri öncesinde en kritik gelişmelerden biri dün akşam yaşandı. Prime time'da kameralar karşısına geçip bir ulusa sesleniş konuşması yapan ABD Başkanı Donald Trump, ülkedeki seçimlerin güvenilmez ve dış müdahaleye karşı savunmasız olduğunu söyledi.

Trump konuşması boyunca selefleri Barack Obama ve Joe Biden'ın da içinde olduğu iddia edilen bir "derin devlet" komplosuna yönelik geniş suçlamalarda bulundu. Ayrıca haber medyasını ve Çin'i de hedef aldı.

Trump yıllardır 2020 başkanlık seçimlerinin "şaibeli" ve "çalınmış" olduğu yönündeki asılsız iddialarını sürdürüyor. Ancak bu kez konuşmasında 2020 seçimlerini kazandığı yönündeki yanlış iddiasını doğrudan tekrarlamadı. Gizliliği kaldırılan bazı resmi belgelere işaret ederek seçim sonuçlarına ilişkin şüphe uyandırmaya çalıştı. Söz konusu belgeler ise seçimlere yönelik bir komplo iddiasını destekleyecek herhangi bir kanıt sunmuyor.

Konuşmanın ardından Demokratlar, Trump'ı kasım ayında yapılacak ara seçimler öncesinde kamuoyunu yanıltmaya ve ABD'nin seçim sistemine olan güveni zedelemeye çalışmakla suçladı.

İşte 5 başlıkta Trump'ın konuşmasından öne çıkanlar

1) En büyük suçlama Çin yönetimine

Trump'ın konuşmasında en dikkat çekici bölümü Çin'in ABD'deki seçimlere müdahale ettiği yönündeki iddiasıydı.

Trump konuşmasının başında, "Çin Halk Cumhuriyeti'nin 2020 seçim sürecinden itibaren tarihteki en büyük seçim verisi ihlallerinden birini gerçekleştirdiğine inanılıyor" iddiasında bulundu.

Trump, Pekin'in "yasa dışı yöntemlerle" ABD'deki 220 milyon seçmene ait isim, adres ve parti tercihlerini içeren seçmen kayıtlarını ele geçirdiğini öne sürdü.

Çin'in Washington Büyükelçiliği Sözcüsü ise iddiaları reddederek, ülkesinin "ABD başkanlık seçimlerine hiçbir zaman müdahale etmediğini ve etmeyeceğini" söyledi.

Trump ise söz konusu verilerin herhangi bir seçimi etkilemek amacıyla kullanıldığını öne sürmedi.

Ancak eleştirmenler, bu tür seçmen bilgilerinin ABD'de zaten kamuya açık olduğunu hatırlattı. ABD Seçim Yardım Komisyonu'nun (Election Assistance Commission) 2020 tarihli raporuna göre bazı eyaletler bu verileri 0 ila 37 bin dolar arasında değişen ücretlerle satışa da sunuyor.

Beyaz Saray'ın gizliliğini kaldırdığı belgeler de Pekin'in en azından kısmen kamuya açık verilerden yararlandığına işaret etti. Belgelerde buna rağmen Çin'in bu tür bilgilere artan ilgisinin dikkat çekici olduğu belirtildi.

2) Trump 'derin devlet' iddialarını yineliyor

Trump, perşembe günkü konuşmasında, 2016'daki ilk başkanlık kampanyasının temel söylemlerinden biri olan "derin devlet" komplo teorisini yeniden gündeme getirdi. Trump, "derin devlet" olarak nitelediği yapıdaki bazı isimlerin başkanlığını zayıflatmaya çalıştığını öne sürdü.

Trump, "başına buyruk bürokratlardan" oluşan bir "gölge hükümetin", Çin'in 2020 seçimlerini etkileme girişimlerini örtbas etmeye çalıştığını iddia etti.

Bu kişilerin, kendisine her gün sunulan başkanlık istihbarat brifinglerinden de önemli bilgileri çıkardığını öne süren Trump, "Neredeyse her gün bu brifingleri alıyordum. Önem taşıyan her şey dışarıda bırakıldı" dedi.

Ancak uzmanlar, başkanlara sunulan günlük istihbarat brifinglerinin zaten yalnızca en kritik görülen bilgileri içerecek şekilde özenle hazırlandığını belirtiyor.

ABD istihbarat topluluğunun Ocak 2021'de hazırladığı raporda ise Çin'in 2020 seçimleri sırasında etki operasyonu yürütmeyi değerlendirdiğine dair "yüksek güven" bulunduğu, ancak sonunda bundan vazgeçtiği sonucuna varılmıştı.

Bu raporun kamuoyuna açıklanmış olması da Trump'ın sözünü ettiği bir "örtbas" iddiasıyla çelişiyor.

3) Maduro oy sayılarını dijital ortamda değiştirdi iddiası

Trump, eski Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro'nun seçimlere müdahale ettiği iddialarına ilişkin CIA belgelerine dayanarak ABD'deki oy verme makinelerinin siber saldırılara açık olduğunu savundu. Maduro hükümetinin oy sayılarını dijital ortamda değiştirebildiğini öne sürdü.

CIA'in 2004-2020 yılları arasındaki istihbarat raporlarını özetleyen bir belgesinde, Venezuela hükümetinin oyları dijital ortamda manipüle etme kapasitesine sahip olduğu değerlendirmesine yer verildi.

Ancak ABD'deki seçimlerde bu tür bir oy hilesinin yapıldığına ilişkin herhangi bir kanıt bulunmuyor. Trump da söz konusu yöntemlerin ABD'deki herhangi bir seçimde kullanıldığını iddia etmedi.

Maduro hükümetinin 2020'de ABD'deki oy verme makinelerini hacklediği yönünde Trump destekçileri tarafından yayılan komplo teorisinin ise asılsız olduğu geniş ölçüde ortaya kondu.

4) Kongre seçimlerine aylar kala sandığa güven sarsılabilir

Eleştirmenler, Trump'ın perşembe günkü konuşmasını yanlış bilgiler yayarak ABD'deki seçimlere duyulan güveni sarsmak için kullanabileceği uyarısında bulunmuştu. Bu nedenle ABC, NBC ve CNN dahil bazı televizyon kanalları, konuşmayı ana yayın kanallarında baştan sona canlı yayımlamama kararı aldı.

Konuşmanın zamanlaması da dikkat çekti. Trump'ın açıklamaları, Kongre'nin kontrolünü belirleyecek ara seçimlere dört aydan az bir süre kala geldi.

Trump konuşmasının bir bölümünü, kendisini hedef aldığını öne sürdüğü aynı "derin devlet" aktörlerinin Amerikan seçmenlerini de yanılttığını iddia etmeye ayırdı.

Trump, "Amerikalılara yıllarca seçim altyapımızın, oy verme makinelerinin ve oy sayım sistemlerinin güvenliği konusunda açıkça yalan söylendi. Bunlar savunmasız ve kolayca manipüle edilebilir sistemler. Hükümet içindeki insanlar da bunu biliyordu" dedi.

Ancak Beyaz Saray'ın gizliliğini kaldırdığı belgelerde bu iddiaları doğrulayacak önemli yeni bulgular yer almadı. Söz konusu olası güvenlik açıkları uzun zamandır biliniyor ve yerel ile federal yetkililer bunları gidermeye yönelik çalışmalar yürütüyor.

Ayrıca ABD'de seçimlerin eyalet ve yerel yönetimler tarafından organize edilmesi, seçimlere ülke çapında müdahale edilmesini zorlaştıran önemli bir unsur olarak görülüyor.

ABD istihbarat topluluğu da uzun süredir seçimlerin merkezi olmayan yapısı nedeniyle geniş çaplı oy manipülasyonunun fiilen mümkün olmadığı değerlendirmesini yapıyor.