Atatürk 100

Türk tedarikçi anlattı... F-35 dosyası yeniden açıldı: Teknik süreç nasıl ilerleyecek?

Tarih: 22.07.2026 - 09:52
Haber Resmi

Türkiye ile ABD arasında krize neden olan F-35 savaş uçağı programında son dönemde verilen olumlu mesajlar, Ankara’nın projeye olası dönüş sürecini yeniden gündemin üst sıralarına taşıdı. Türkiye’nin 2019 yılında Rusya’dan satın aldığı S-400 hava savunma sistemleri nedeniyle programdan çıkarılmasının ardından askıya alınan teslimatlar ve üretim ortaklığı, Washington yönetiminin yaptırımların kaldırılabileceğine yönelik açıklamalarıyla birlikte yeni bir aşamaya girdi. ABD Başkanı Donald Trump’ın F-35’lerin Türkiye’ye verilmesini istediklerini belirtmesi sonrası gözler, öncelikle S-400'lere bulunacak olası çözüm formülüne çevrildi. Siyasi pürüzlerin aşılması halinde teknik takvimin nasıl işleyeceği, Türkiye’nin üretim zincirine ne şekilde dönebileceği ve teslimatların hangi süreçlerden geçeceği ise merak konusu oldu. F-35’leri radar sistemlerine karşı daha az görünür hale getiren özel radar soğurucu kaplamaların tek tedarikçisi olan Türk polimer bilimcisi ve işinsanı Ergün Kırlıkovalı, programın yeniden başlaması durumunda devreye girecek teknik aşamaları ve üretim sürecinin ayrıntılarını değerlendirdi.

Gelişmelerden anında haberdar olun.

Kırlıkovalı’ya göre programdan çıkarılan bir ülkenin geri dönmesi “emsalsiz bir durum” ve süreç “çok katmanlı, bürokratik, hukuki ve teknik bir operasyona” dönüşecek. Önce Washington’ın yaptırımları kaldırdığını Kongre’ye resmen bildirmesi, ardından Türkiye’nin 2021’de feshedilen ortaklık anlaşmasına yeniden taraf yapılması gerekiyor.

İlk aşamada masadaki en somut kalem ise para. Türkiye’nin programdan çıkarılınca dondurulan 1.4 milyar dolarlık hakkı ile uçakların yıllardır biriken hangar ve bakım masrafları “mali bir mutabakatla mahsuplaşılacak”. Kırlıkovalı’ya göre Türkiye de parayı yedi yıldır ABD’nin elinde tutmasının bir faiz geliri olması gerektiğini hatırlatarak, sözkonusu faiz farkının “bakım-tutum-güncelleme” masraflarından düşülmesini isteyebilir. Geri dönüş sürecindeki bir diğer kritik adım, dijital güvenlik eşiği. “F-35 sadece bir savaş uçağı değil, uçan bir veri merkezidir” diyen Kırlıkovalı, bu yüzden Türk Hava Kuvvetleri’nin siber altyapısının, uçağın küresel lojistik ağı ODIN’a yeniden bağlanabilmesi için ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) tarafından denetlenip akredite edileceğini aktarıyor.

 

6 UÇAĞIN BAKIM SÜRECİ OLUR

F-35 konusunda olumlu atmosferin oluşmasıyla birlikte en çok merak edilenlerden biri de Türkiye’nin parasını ödediği ve senelerdir ABD’de hangarlarda bekleyen 6 adet savaş jetinin teslimatının hemen yapılıp yapılamayacağı.  “Bu uçaklar hangardan çıkarılıp hemen uçurulabilecek durumda değil” diyen Kırlıkovalı, sıkı bir bakım-onarım süreci gerekeceğini vurguluyor. Türk bilim insanının anlattığına göre jetler sıradan bir hangarda değil, “derin uyku” denilen bir prosedürle muhafaza ediliyor. Uçaklar korozyona karşı özel koruyucu sıvılarla doldurulmuş, hassas sistemleri mühürlenmiş hâlde. Kırlıkovalı’nın aktardığına göre uyandırma operasyonu kapsamında tüm yakıt hatları, hidrolik sıvılar ve filtreler yenilenecek; yıllardır bekleyen kauçuk contalar kuruma ve çatlama riskine karşı tek tek mikroskobik testlerden geçirilecek. Uçağa hayalet özelliğini veren boyası kontrol edilerek nem ve sıcaklığa bağlı deformasyon varsa yenilenecek.

PİLOTLARA TAZELEME EĞİTİMİ

Geride kalan 7 yılda F-35 uçaklarının teknolojilerinde ilerleme kaydedildiğini belirten Kırlıkovalı, jetlerdeki görev bilgisayarı, kokpit ekranları ve bellek birimleri gibi elektronik donanımın sökülüp yeni sistemlerle değiştirileceğini ve en güncel uçuş yazılımlarının yükleneceğini anlatıyor. Jet motorları da gövdeden ayrılıp test hangarına alınarak incelenecek. Türk bilim insanı bu bakım onarım sürecinin 6 ila 12 ay süreceğini belirtiyor. Bakım sürecinin sonunda ABD’li pilotların kontrol uçuşlarını geçen jetler, ABD’deki Luke Üssü’nde tazeleme eğitimini tamamlayan Türk pilotlara teslim edilecek.

TÜRKİYE ALTERNATİF ROLLER BULABİLİR

Türkiye’nin 900’ü aşkın parça ürettiği kurucu ortaklık günlerine dönmesi ise Kırlıkovalı’ya göre zor. Türk firmalarının iş paketlerinin ana yükleniciler tarafından ABD, Avustralya ve İtalya’daki tedarikçilere milyarlarca dolarlık uzun vadeli sözleşmelerle bağlandığını hatırlatan Kırlıkovalı, durumu, “Ortada bir kusur yokken bu işleri geri alıp Türkiye’ye vermek, hukuki olarak muazzam tazminat davalarına ve siyasi krizlere yol açar” diye özetliyor.

Ancak Türk bilim insanına göre Türkiye için alternatif ortaklık formülleri bulunabilir. Bunlardan birincisi yıllık üretimin 150-190 uçağa çıktığı programda tıkanan hatlar için yedek tedarikçilik. İkincisi, Roketsan ve Aselsan gibi devlere “dolaylı ama çok büyük bir pazar açacak” SOM-J füzesi ve yerli güdüm kitlerinin uçağa entegrasyon haklarının geri kazanılması. Kırlıkovalı’ya göre “yıllık milyarlarca dolarlık ciro üretebilecek” üçüncü alternatif ise Türkiye’nin coğrafi konumuyla Avrupa ve Ortadoğu’daki F-35 filoları için bölgesel motor ve gövde bakım üssü olması

‘F-35 KAAN’I BALTALAMAZ GÜÇLENDİRİR’

Bazı çevrelerin “F-35’e dönüş KAAN programına zarar verir” görüşüne ise Kırlıkovalı katılmıyor. Türk savunma sanayisinin iki beşinci nesil programı aynı anda taşıyacak olgunluğa “çoktan eriştiğini” söyleyen Kırlıkovalı, F-35 tarafı tedarik ve bakım odaklı yürürken, Türk savunma sanayisinin tasarım ve mühendislik gücünü KAAN’a odakladığı bir senaryonun verimli olacağı görüşünde. F-35’in gelişinin KAAN için kurulan rüzgâr tüneli ve test altyapısını “baltalamayacağını, aksine NATO standartlarında akreditasyonunu pekiştireceğini” düşünüyor. Beş yıl sonra iki uçağın birden Türk hava kuvvetlerinin envanterinde yer aldığı bir senaryoda F-35’in düşman savunmasına sızan “uçan bir istihbarat ve veri merkezi”, çift motorlu KAAN’ın ise “saf bir hava üstünlüğü canavarı” olarak açılan gediklerden girip alan hâkimiyeti kuracağını söylüyor. Kırlıkovalı’ya göre ayrıca kaynak kodları tamamen Türk mühendislerine ait bir KAAN’ın varlığı, Türkiye’nin “bağımsız dış politika adımlarında en büyük askeri güvencesi” olabilir.