Döviz
Oyunlar
Olmazsa Olmaz
- Hava Durumu
- Sinemalar
- Kimlik Numarası
- Telefon Rehberi
- Emniyet Genel Müd
- Borsa İstanbul
- F5 Haber
- İstanbul Haritası
- Son Depremler
- Milli Piyango
- SGK Kurumu
- TSK
- Vergi Takvimi
- A.Ö.F. Sonuçları
- PTT Hizmetleri
- Vergi Sorgulama
- Memurlar.net
- KamuAjans
- TTNET
- YÖK
- Şehirlerarası Mesafe
- Karayolları Durumu
- Turkcell
- Vodafone
- Türk Telekom
- Para limanı
- Teknoloji Oku
İş Kariyer
Türkiye'nin 'son meddahı' Fatih Mühürdar unutulmaz yılları anlattı: 'Eskiden sanatçı yetişirdi, şimdi ünlü yetişiyor'
Türkiye’nin ‘son meddahı’ Fatih Mühürdar’la yılları geriye sardık... Öztürk Serengil’den Müslüm Gürses’e, Zihni Göktay’dan Yeşilçam’ın unutulmaz ustalarına uzanan kahkahalı ve hüzünlü anıları ilk kez anlattı. Kaybolan gazino kültürünü, ustalığın sırrını ve artık özlemini çektiğimiz o zarif sanatçı kuşağını konuştuk.
ALEV GÜRSOY CİMİNalev.gursoy@posta.com.trSiz, Türkiye’de meddahlık geleneğini modern sahneye taşıyan son ustalardan birisiniz. Yıllarca doğaçlama gösterilerinizle binlerce insanı güldürdünüz. O günleri özlüyor musunuz?Elbette özlüyorum. O yılların sahnesi de seyircisi de bambaşkaydı. Meddahlık; ezber metin okumak değil, seyircinin nefesiyle doğaçlama yapabilmekti. Bugün bu geleneğin neredeyse kaybolmasına üzülüyorum. Eskiler gitti, o günler geri gelmeyecek. Ama bugünkü sosyal medya bizim gençliğimizde olsaydı, sadece Türkiye’de değil, dünyada da tanınan sanatçılar olurduk. Ama o sahnelerde aldığımız alkışın yerini hiçbir teknoloji tutamaz.Tıp fakültesinde okurken herkes sizi doktor olmaya hazırlanıyor sanıyordu. Siz bambaşka bir yol seçip tiyatroya yöneldiniz. Hayatınızın akışını değiştiren o karar nasıl alındı?Aslında çocukluğumdan beri sahnenin büyüsü içimdeydi. Tıp fakültesine başladım ama kalbim hep tiyatrodaydı. Bir süre iki hayali birlikte yürütmeye çalıştım. Sonra kendime dürüst davranmam gerektiğini anladım. Doktor olabilirdim ama mutlu olamazdım. Geriye baktığımda iyi ki kalbimin sesini dinlemişim diyorum.Şu an olduğunuz yerden bakınca, sizi en çok gururlandıran şey nedir?Çakıl’dan Maksim’e, fuarlardan radyolara kadar yıllarca sahnede oldum. Altın Mikrofon, Altın Kelebek ve birçok ödüle layık görüldüm. Öğrencisi olmaktan büyük onur duyduğum Zihni Göktay’ın adını taşıyan tiyatro ödülünü almak da benim için çok özel bir anlam taşıyor. Ama bütün bunların ötesinde, insanların beni ’meddah’ olarak hatırlaması en büyük ödülüm.
ALEV GÜRSOY CİMİN
alev.gursoy@posta.com.tr
Siz, Türkiye’de meddahlık geleneğini modern sahneye taşıyan son ustalardan birisiniz. Yıllarca doğaçlama gösterilerinizle binlerce insanı güldürdünüz. O günleri özlüyor musunuz?
Elbette özlüyorum. O yılların sahnesi de seyircisi de bambaşkaydı. Meddahlık; ezber metin okumak değil, seyircinin nefesiyle doğaçlama yapabilmekti. Bugün bu geleneğin neredeyse kaybolmasına üzülüyorum. Eskiler gitti, o günler geri gelmeyecek. Ama bugünkü sosyal medya bizim gençliğimizde olsaydı, sadece Türkiye’de değil, dünyada da tanınan sanatçılar olurduk. Ama o sahnelerde aldığımız alkışın yerini hiçbir teknoloji tutamaz.
Tıp fakültesinde okurken herkes sizi doktor olmaya hazırlanıyor sanıyordu. Siz bambaşka bir yol seçip tiyatroya yöneldiniz. Hayatınızın akışını değiştiren o karar nasıl alındı?
Aslında çocukluğumdan beri sahnenin büyüsü içimdeydi. Tıp fakültesine başladım ama kalbim hep tiyatrodaydı. Bir süre iki hayali birlikte yürütmeye çalıştım. Sonra kendime dürüst davranmam gerektiğini anladım. Doktor olabilirdim ama mutlu olamazdım. Geriye baktığımda iyi ki kalbimin sesini dinlemişim diyorum.
Şu an olduğunuz yerden bakınca, sizi en çok gururlandıran şey nedir?
Çakıl’dan Maksim’e, fuarlardan radyolara kadar yıllarca sahnede oldum. Altın Mikrofon, Altın Kelebek ve birçok ödüle layık görüldüm. Öğrencisi olmaktan büyük onur duyduğum Zihni Göktay’ın adını taşıyan tiyatro ödülünü almak da benim için çok özel bir anlam taşıyor. Ama bütün bunların ötesinde, insanların beni ’meddah’ olarak hatırlaması en büyük ödülüm.
TARİF ETMESİ ZOR BİR BOŞLUK KALDI Geçtiğimiz hafta ustanız Zihni Göktay’ı da kaybettik. Sizce onunla birlikte Türk tiyatrosundan neler eksildi?Zihni abinin ardından içimde tarif etmesi zor bir boşluk kaldı. Sanki nefes aldığım bir dönemin kapısı kapandı. Sadece bir hocayı değil, bir ekolü uğurladık. Onunla birlikte sahnedeki zarafet, ustalık, disiplin ve tiyatroya duyulan o büyük saygının da biraz daha eksildiğini hissediyorum.
Geçtiğimiz hafta ustanız Zihni Göktay’ı da kaybettik. Sizce onunla birlikte Türk tiyatrosundan neler eksildi?
Zihni abinin ardından içimde tarif etmesi zor bir boşluk kaldı. Sanki nefes aldığım bir dönemin kapısı kapandı. Sadece bir hocayı değil, bir ekolü uğurladık. Onunla birlikte sahnedeki zarafet, ustalık, disiplin ve tiyatroya duyulan o büyük saygının da biraz daha eksildiğini hissediyorum.
O dönemin sanatçıları birbirinden büyük ustalardı. Sizce onları bu kadar unutulmaz yapan neydi?Onların en büyük sırrı şuydu; önce iyi insandılar, sonra büyük sanatçı oldular. Şöhretin değil, sanatın peşinden koştular. Bugün elbette çok yetenekli gençler var ama her şey çok hızlı tüketiliyor. Eskiden sanatçı yetişirdi, şimdi daha çok ünlü yetişiyor.
O dönemin sanatçıları birbirinden büyük ustalardı. Sizce onları bu kadar unutulmaz yapan neydi?
Onların en büyük sırrı şuydu; önce iyi insandılar, sonra büyük sanatçı oldular. Şöhretin değil, sanatın peşinden koştular. Bugün elbette çok yetenekli gençler var ama her şey çok hızlı tüketiliyor. Eskiden sanatçı yetişirdi, şimdi daha çok ünlü yetişiyor.
ÖZTÜRK SERENGİL BAMBAŞKAYDI İlk kez “Ben bu işi yapmalıyım“ dediğiniz anı hatırlıyor musunuz?Daha altı-yedi yaşındayken kömürlüklerde Karagöz- Hacivat oynatır, çevremdekileri güldürürdüm. O günlerde bu işin bana mutluluk verdiğini keşfettim. Babamı küçük yaşta kaybettim; hem çalıştım hem okudum. Dönüm noktam ise 1976’da katıldığım “Gülünüz Güldürünüz” yarışması oldu. Binlerce kişi arasından finale kaldım ve halkın birincisi seçildim. Jüride Öztürk Serengil, Adile Naşit, Huysuz Virjin, Ateş Böcekleri ve Bedia Muvahhit gibi Türk eğlence dünyasının dev isimleri vardı. Yarışmanın ardından Öztürk Serengil’in yanında profesyonel sahne hayatım başladı.
İlk kez “Ben bu işi yapmalıyım“ dediğiniz anı hatırlıyor musunuz?
Daha altı-yedi yaşındayken kömürlüklerde Karagöz- Hacivat oynatır, çevremdekileri güldürürdüm. O günlerde bu işin bana mutluluk verdiğini keşfettim. Babamı küçük yaşta kaybettim; hem çalıştım hem okudum. Dönüm noktam ise 1976’da katıldığım “Gülünüz Güldürünüz” yarışması oldu. Binlerce kişi arasından finale kaldım ve halkın birincisi seçildim. Jüride Öztürk Serengil, Adile Naşit, Huysuz Virjin, Ateş Böcekleri ve Bedia Muvahhit gibi Türk eğlence dünyasının dev isimleri vardı. Yarışmanın ardından Öztürk Serengil’in yanında profesyonel sahne hayatım başladı.
Öztürk Serengil, sahne dışında nasıl bir insandı?Sadece sahnede değil, günlük hayatında da inanılmaz komik bir insandı. Mizah onun yaşam biçimiydi. Kemal Sunal gibi çok büyük ustalarla da çalıştım. Zeki Alasya ve Metin Akpınar’la da çok eğlenirdik ama Öztürk abi bambaşkaydı. En sıradan anı bile kahkahaya çevirirdi.
Öztürk Serengil, sahne dışında nasıl bir insandı?
Sadece sahnede değil, günlük hayatında da inanılmaz komik bir insandı. Mizah onun yaşam biçimiydi. Kemal Sunal gibi çok büyük ustalarla da çalıştım. Zeki Alasya ve Metin Akpınar’la da çok eğlenirdik ama Öztürk abi bambaşkaydı. En sıradan anı bile kahkahaya çevirirdi.
O meşhur “inek hikâyesini” sizden dinleyelim. Ne yaşanmıştı?Dudullu’nun hâlâ köy olduğu yıllar... Bir film çekimi için minibüsle yoldayız. Öztürk Serengil, Adile Naşit, Gazanfer Özcan, Cevat Kurtuluş, Mürüvvet Sim var. Yeşilçam’ın bütün devleri bir arada. Ben gazete okuyorum. Haberde “İnek bir insanın başını 20 dakika yalarsa saç çıkarır” gibi komik bir iddia var. Öztürk abi haberi duyunca gazeteyi elimden kaptı. “Doktor, bana hemen bir inek bulun!” dedi.Buldunuz mu gerçekten?Tam o sırada yol kenarında bir çiftlik gördük. Minibüsü durdurdu. Hepimiz peşinden koşa koşa indik. Çobana seslendi, “Şu ineği getir, kafamı yalatacağım.” Çoban şaşkın, biz kahkahadan kırılıyoruz. İnek bir türlü yanaşmayınca bizim ekipten biri, “Kafasına biraz tuz sürersen yalar” dedi. Hemen tuz bulundu, Öztürk abinin kel başına özenle sürüldü. İnek başladı kafasını şapır şupur yalamaya. Öztürk abi de büyük bir ciddiyetle, “Biraz yukarı çık... Faullerimi de unutma... Enseyi de güzel al... Zülüflerim geliyor galiba!” diye talimat veriyor. Biz gülmekten ayakta duramıyoruz. On dakika sonra inek sıkıldı, çekildi. Öztürk abi bu kez, “Olmaz, 20 dakikayı tamamlamamız lazım” dedi. Bizim prodüksiyon amiri de, “Bu kez şeker sürelim” deyince başına toz şeker sürdüler. İnek ikinci seansa başladı. Öztürk abi aynı ciddiyetle, “Tamam... Şimdi saçlar kesin çıkacak” diye konuşuyor. İş bitince çobana o günün parasıyla oldukça iyi bir bahşiş verdi.
O meşhur “inek hikâyesini” sizden dinleyelim. Ne yaşanmıştı?
Dudullu’nun hâlâ köy olduğu yıllar... Bir film çekimi için minibüsle yoldayız. Öztürk Serengil, Adile Naşit, Gazanfer Özcan, Cevat Kurtuluş, Mürüvvet Sim var. Yeşilçam’ın bütün devleri bir arada. Ben gazete okuyorum. Haberde “İnek bir insanın başını 20 dakika yalarsa saç çıkarır” gibi komik bir iddia var. Öztürk abi haberi duyunca gazeteyi elimden kaptı. “Doktor, bana hemen bir inek bulun!” dedi.
Buldunuz mu gerçekten?
Tam o sırada yol kenarında bir çiftlik gördük. Minibüsü durdurdu. Hepimiz peşinden koşa koşa indik. Çobana seslendi, “Şu ineği getir, kafamı yalatacağım.” Çoban şaşkın, biz kahkahadan kırılıyoruz. İnek bir türlü yanaşmayınca bizim ekipten biri, “Kafasına biraz tuz sürersen yalar” dedi. Hemen tuz bulundu, Öztürk abinin kel başına özenle sürüldü. İnek başladı kafasını şapır şupur yalamaya. Öztürk abi de büyük bir ciddiyetle, “Biraz yukarı çık... Faullerimi de unutma... Enseyi de güzel al... Zülüflerim geliyor galiba!” diye talimat veriyor. Biz gülmekten ayakta duramıyoruz. On dakika sonra inek sıkıldı, çekildi. Öztürk abi bu kez, “Olmaz, 20 dakikayı tamamlamamız lazım” dedi. Bizim prodüksiyon amiri de, “Bu kez şeker sürelim” deyince başına toz şeker sürdüler. İnek ikinci seansa başladı. Öztürk abi aynı ciddiyetle, “Tamam... Şimdi saçlar kesin çıkacak” diye konuşuyor. İş bitince çobana o günün parasıyla oldukça iyi bir bahşiş verdi.
ESKİ KOMEDYENLER FİLOZOF GİBİYDİ Bugünün komedyenlerine baktığınızda en büyük eksiklik sizce ne?Yetenekli gençler var ama mizahın seviyesi değişti. Eskiden komedyen olmak için sadece komik olmak yetmezdi; çok okumak, gözlem yapmak, kültür sahibi olmak gerekirdi. Ustalar adeta birer filozoftu. Bugün ise kolay yoldan güldürmeye çalışan, bel altı esprilere yaslanan bir anlayış öne çıkıyor. Oysa zeka olmadan mizah olmaz.
Bugünün komedyenlerine baktığınızda en büyük eksiklik sizce ne?
Yetenekli gençler var ama mizahın seviyesi değişti. Eskiden komedyen olmak için sadece komik olmak yetmezdi; çok okumak, gözlem yapmak, kültür sahibi olmak gerekirdi. Ustalar adeta birer filozoftu. Bugün ise kolay yoldan güldürmeye çalışan, bel altı esprilere yaslanan bir anlayış öne çıkıyor. Oysa zeka olmadan mizah olmaz.
GERÇEK SANATÇILAR ACIYI İNKAR ETMEZ ONU SANATA DÖNÜŞTÜRÜR Müslüm Gürses’in yıllarca sunuculuğunu yaptınız. Herkes onu hüzünlü şarkılarıyla tanıdı. Kuliste nasıl bir Müslüm Baba vardı?Herkes onu acının sesi olarak tanıdı ama kuliste bambaşka bir Müslüm Baba vardı. Çok gülen, espri yapan, hayatın tadını çıkarmayı bilen bir insandı. Yaşadığı acıları içine gömüyor, onları gülümseyerek taşımayı tercih ediyordu. Bence gerçek sanatçılar acıyı inkâr etmez, onu sanata dönüştürür. Müslüm Baba da tam olarak öyleydi.
Müslüm Gürses’in yıllarca sunuculuğunu yaptınız. Herkes onu hüzünlü şarkılarıyla tanıdı. Kuliste nasıl bir Müslüm Baba vardı?
Herkes onu acının sesi olarak tanıdı ama kuliste bambaşka bir Müslüm Baba vardı. Çok gülen, espri yapan, hayatın tadını çıkarmayı bilen bir insandı. Yaşadığı acıları içine gömüyor, onları gülümseyerek taşımayı tercih ediyordu. Bence gerçek sanatçılar acıyı inkâr etmez, onu sanata dönüştürür. Müslüm Baba da tam olarak öyleydi.
Müslüm Gürses’le yaşadığınız en ilginç anı hangisiydi?Gülhane konserlerinden biriydi. Yaklaşık 180 bin kişi vardı. Ben de sunucuydum. Müslüm Baba kulise geldi, her zamanki gibi bana “Doktor” diye seslendi. “Doktor, içeride kaç kişi var?” diye sordu. “180 bin kişi var Baba” dedim. Dışarıdan gelen uğultuyu dinledi. “Vallahi doktor, boktan bir duygu...“ dedi. “Neden Baba?“ diye sordum. “Çünkü bunların yarısı kafayı bulmuş, yarısı da fanatik! Bak, millet ağaçlara maymun gibi tırmanmış. Beşinci şarkıda kolonları devirirler, ben sana söyleyeyim” dedi. Ben de gülüp geçtim. “Yok artık Baba“ dedim. Daha yedinci şarkıyı tamamlamadan gördük, meğer haklıymış.
Müslüm Gürses’le yaşadığınız en ilginç anı hangisiydi?
Gülhane konserlerinden biriydi. Yaklaşık 180 bin kişi vardı. Ben de sunucuydum. Müslüm Baba kulise geldi, her zamanki gibi bana “Doktor” diye seslendi. “Doktor, içeride kaç kişi var?” diye sordu. “180 bin kişi var Baba” dedim. Dışarıdan gelen uğultuyu dinledi. “Vallahi doktor, boktan bir duygu...“ dedi. “Neden Baba?“ diye sordum. “Çünkü bunların yarısı kafayı bulmuş, yarısı da fanatik! Bak, millet ağaçlara maymun gibi tırmanmış. Beşinci şarkıda kolonları devirirler, ben sana söyleyeyim” dedi. Ben de gülüp geçtim. “Yok artık Baba“ dedim. Daha yedinci şarkıyı tamamlamadan gördük, meğer haklıymış.
Karanlık Mod
İnternet Medyası
- Patronlar Kulübü
- Bir Gazete
- Mynet
- Haberler.com
- Onedio
- Acunn
- Sondakika.com
- Haber7.com
- HaberZamanı
- Ensonhaber.com
- İnternetHaber.com
- İto Haber
- CNNturk.com.tr
- Ntvmsnbc
- Ulusalpost.com
- Haberay.com
- Haber3.com
- Haberself.com
- T24.com.tr
- HaberinAdresi.com
- Odatv.com
- Netgazete
- Yeni Mesaj
- HaberAktuel.com
- Gazete Şok
- F5 Haber
- Son Mühür
- Ulu Savunma
Spor Siteleri
- Gazetekeyfi Spor
- İddaa
- SporX.com
- Fanatik
- NTV Spor
- Ligtv
- Fotomaç
- AjansSpor
- Skor Sözcü
- Super FB
- Antu.com
- Fenerbahce.org
- Galatasaray.org
- Webaslan.com
- ultrAslan.com
- GSGazete
- Bjk.com.tr
- Duhuliye
- Karakartal
- Kartalhaber
- Bordomavi.net
- Bordomavi Forum
- Bursaspor
- TransferMarkt
- Fotospor
- SporxTV
- Futbol Arena
- Motorsport
- Türkiye Jokey Kulübü
- Hakemin Sesi
- Sahadan
- Spormax
- Maçkolik
- Bilyoner