Atatürk 100

Yapay zekanın enerji ihtiyacı jeotermal yatırımlarını artırıyor

Tarih: 01.08.2026 - 11:02
Haber Resmi

Yapay zeka ve bulut bilişim teknolojilerinin hızla yaygınlaşması, veri merkezlerinin elektrik tüketimini artırırken teknoloji şirketlerini kesintisiz ve düşük karbonlu enerji kaynaklarına yöneltiyor. Günün her saatinde elektrik üretimi sağlayabilen jeotermal enerji de veri merkezlerinin artan enerji ihtiyacının karşılanmasında öne çıkan seçeneklerden biri haline geliyor.

Gelişmelerden anında haberdar olun.

Google, Microsoft ve Meta gibi teknoloji şirketleri veri merkezlerinin yükselen elektrik ihtiyacını karşılamak amacıyla jeotermal enerji projelerine yönelirken, gelişmiş jeotermal sistemler (Enhanced Geothermal Systems-EGS) alanındaki teknolojik ilerlemeler de sektörün büyümesini destekliyor.

GELİŞMİŞ JEOTERMAL SİSTEMLERLE YENİ BÖLGELERDE ÜRETİM MÜMKÜN

EGS teknolojisi, doğal sıcak su rezervuarının veya yeterli geçirgenliğin bulunmadığı sıcak kayaçlarda yapay çatlak sistemleri oluşturulmasına dayanıyor.

Bu yöntem sayesinde elektrik ve ısı üretimi gerçekleştirilebilirken, geleneksel jeotermal kaynaklara sahip olmayan bölgelerin de enerji üretiminde değerlendirilmesi mümkün hale geliyor.

Yapay zeka ve bulut bilişim hizmetlerinin büyümesiyle veri merkezlerinin elektrik tüketiminin hızla artması, teknoloji şirketlerinin enerji arz güvenliğini sağlama ve karbon emisyonlarını azaltma hedeflerini de ön plana çıkarıyor.

JEOTERMAL ENERJİNİN KESİNTİSİZ ÜRETİM AVANTAJI

Güneş ve rüzgar enerjisindeki üretim hava koşullarına bağlı olarak değişebilirken, jeotermal kaynaklardan günün 24 saati elektrik üretilebiliyor.

Kesintisiz ve öngörülebilir üretim özelliği nedeniyle jeotermal enerji, yüksek miktarda ve sürekli elektriğe ihtiyaç duyan veri merkezleri açısından stratejik enerji kaynakları arasında değerlendiriliyor.

GOOGLE JEOTERMAL ELEKTRİĞİ VERİ MERKEZLERİNDE KULLANMAYA BAŞLADI

Google, ABD'de Fervo Energy ile gerçekleştirdiği işbirliği kapsamında Nevada'da EGS teknolojisi kullanılarak üretilen elektriği veri merkezlerinde kullanmaya başladı.

Şirket, gelişmiş jeotermal teknolojilerin yaygınlaşmasıyla veri merkezlerinin yıl boyunca karbon içermeyen elektrik kaynaklarıyla çalıştırılabileceğini öngörüyor.

MİCROSOFT VE META DA JEOTERMAL ENERJİYE YÖNELİYOR

Microsoft, büyüyen enerji ihtiyacını karşılamak için jeotermal enerji dahil düşük karbonlu baz yük kaynaklarını yatırım stratejisinde ön plana çıkarıyor.

Şirket, ABD ve Yeni Zelanda'daki jeotermal projeleri takip ederken sürdürülebilir enerji tedarik kaynaklarını çeşitlendirmeye yönelik anlaşmalar gerçekleştiriyor.

Meta da uzun vadeli enerji planlarında jeotermal kaynakların güneş ve rüzgar enerjisi yatırımlarını tamamlayıcı bir rol üstlenebileceğini değerlendiriyor.

İZLANDA VERİ MERKEZLERİ İÇİN ÖNE ÇIKIYOR

ABD'nin batı eyaletleri ile İzlanda, teknoloji şirketlerinin yeni veri merkezi yatırımlarında dikkat çeken bölgeler arasında bulunuyor.

Elektrik üretiminin büyük bölümünü jeotermal ve hidroelektrik kaynaklardan karşılayan İzlanda, enerji avantajının yanı sıra iklim koşullarıyla da veri merkezi yatırımlarında öne çıkıyor.

Ülkenin serin iklimi, veri merkezlerinin soğutulması için gereken enerji ve maliyetlerin azaltılmasına imkan sağlıyor. Bu nedenle uluslararası teknoloji şirketleri ile yüksek performanslı bilgi işlem hizmetleri sunan bazı firmalar operasyonlarını İzlanda'ya taşıyor.

TÜRKİYE İÇİN JEOTERMAL ENERJİ FIRSATI

Jeotermal Elektrik Santral Yatırımcıları Derneği Başkanı Ufuk Şentürk, Uluslararası Enerji Ajansının gelecek yıllarda veri merkezlerini küresel elektrik talebindeki artışın başlıca kaynakları arasında gösterdiğini belirtti.

Yapay zeka ve bulut bilişim yatırımlarının büyümesiyle veri merkezlerinin kesintisiz elektrik ihtiyacının hızla yükseldiğini ifade eden Şentürk, hava koşullarından bağımsız elektrik üretimi sağlayabilen jeotermal enerjinin Türkiye açısından önemli bir fırsat oluşturduğunu söyledi.

VERİ MERKEZLERİNİN KESİNTİSİZ ELEKTRİĞE İHTİYACI VAR

Şentürk, diğer enerji kaynaklarıyla karşılaştırıldığında jeotermal enerjinin sürekli ve öngörülebilir bir üretim yapısına sahip olduğuna dikkat çekti.

Bu özelliğin jeotermal enerjiyi veri merkezlerinin elektrik ihtiyacının karşılanmasında güçlü ve düşük karbonlu seçeneklerden biri haline getirdiğini belirten Şentürk, Türkiye'nin jeotermal elektrik üretimindeki kurulu gücü, yatırımcı deneyimi, teknik altyapısı ve yetişmiş insan kaynağı sayesinde küresel yatırımlardan daha fazla pay alabilecek ülkeler arasında bulunduğunu ifade etti.

JEOTERMAL SANTRALLERİN YANINA VERİ MERKEZLERİ KURULABİLİR

Türkiye'de benzer projelerin uygulanabileceğini belirten Şentürk, jeotermal elektrik santrallerinin yakınında kurulacak veri merkezlerinin enerji ihtiyacının uzun vadeli elektrik tedarik anlaşmaları aracılığıyla karşılanabileceğini söyledi.

Veri merkezlerinin ihtiyaçlarına özel yeni jeotermal santral projelerinin geliştirilmesinin de mümkün olduğunu ifade eden Şentürk, teknoloji şirketlerinin yatırım planlarında Türkiye'nin jeotermal kaynaklarını değerlendirmesi gerektiğini belirtti.

Jeotermal enerjiyle çalışan veri merkezlerinin enerji arz güvenliğinin güçlendirilmesine ve karbon emisyonlarının azaltılmasına katkı sağlayabileceğini kaydetti.

YAPAY ZEKA JEOTERMAL SANTRALLERDE DE KULLANILABİLİR

Yapay zeka teknolojilerinin yalnızca elektrik talebini artıran bir unsur olmadığına işaret eden Şentürk, bu teknolojilerin jeotermal elektrik santrallerinin işletme süreçlerinde de kullanılabileceğini belirtti.

Yapay zeka destekli sistemlerle kuyu performansının izlenmesi, rezervuar davranışının tahmin edilmesi ve reenjeksiyon süreçlerinin optimize edilmesi mümkün olabilecek.

Ayrıca ekipman arızalarının önceden belirlenmesi ve üretim kayıplarının azaltılması amacıyla da yapay zeka tabanlı uygulamalardan yararlanılabileceği ifade edildi.